Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da Ritim Bozukluğu Üzerine Samimi Bir Sohbet

Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da Ritim Bozukluğu Üzerine Samimi Bir Sohbet

Girişimsel kardiyoloji ve elektrofizyoloji alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da ritim bozukluğu, hastaların çarpıntılarını nasıl tarif ettiği, hangi ayrıntıların önemli olduğu ve kalbin ritmini anlamanın neden

Kalbimiz gün boyunca aynı hızda çalışmaz. Yürürken hızlanır, dinlenirken yavaşlar, heyecanlandığımızda kendini daha güçlü hissettirebilir. Ancak bazen kalbin aniden hızlanması, düzensiz atması ya da bir anlığına duraklamış gibi hissedilmesi kişide ciddi bir endişe oluşturabilir.

Özellikle İstanbul gibi yoğun yaşam temposunun, uykusuzluğun ve stresin sık görüldüğü bir şehirde birçok kişi yaşadığı çarpıntının günlük koşullardan mı yoksa kalbin elektriksel ritminden mi kaynaklandığını merak ediyor.

Girişimsel kardiyoloji ve elektrofizyoloji alanlarında çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu ile İstanbul’da ritim bozukluğu, hastaların çarpıntılarını nasıl tarif ettiği, hangi ayrıntıların önemli olduğu ve kalbin ritmini anlamanın neden bazen zaman aldığı üzerine konuştuk.

İnsanlar kalplerinin ritmini neden bazı dönemlerde daha fazla hissediyor?

Kalp aslında günün her anında çalışıyor ancak biz çoğu zaman bunun farkında olmuyoruz. Sessiz bir ortamda bulunduğumuzda, yatağa uzandığımızda veya stresli bir dönemden geçtiğimizde kalp atışlarımızı daha belirgin hissedebiliriz.

Uykusuzluk, yoğun kaygı, fazla miktarda kahve tüketimi veya günlük koşuşturma da kişinin kalp atımlarına daha fazla odaklanmasına neden olabilir.

Fakat burada iki farklı durumdan söz etmek gerekiyor. Bazen kalp ritmi tamamen normaldir ancak kişi atımları güçlü biçimde hisseder. Bazen de kalbin elektriksel düzeninde gerçekten bir değişiklik meydana gelir.

Çarpıntı hissi ile ritim bozukluğu aynı şey değildir. Bunu ayırt etmenin yolu, şikâyet sırasında kalbin nasıl çalıştığını kayıt altına almaktır.

Hastalar ritim bozukluğunu anlatırken en çok hangi ifadeleri kullanıyor?

Her hastanın anlatımı farklı oluyor. Bazı hastalar “Kalbim göğsümden çıkacak gibi atıyor” diyor. Bazıları kalbinin teklediğini, birkaç saniye durduğunu veya ardından güçlü bir vuru geldiğini söylüyor.

“Göğsümde kuş çırpıyor”, “Nabzım birden yükseliyor”, “Kalp atışımı boğazımda hissediyorum” ve “İçimde bir titreme oluyor” gibi ifadeleri sık duyuyoruz.

Bu tariflerin hiçbiri önemsiz değildir. Çünkü hastanın kullandığı kelimeler ritmin nasıl hissedildiğine dair ipuçları sunabilir.

Ben hastaya yalnızca “Çarpıntınız var mı?” diye sormuyorum. Nasıl başladı, ne kadar sürdü, bir anda mı sona erdi, nabız düzenli miydi ve yanında başka bir şikâyet oldu mu? Bu ayrıntılar değerlendirme açısından çok değerlidir.

Çarpıntının aniden başlaması önemli bir ayrıntı mı?

Evet. Bir kişinin kalp hızı egzersiz yaparken veya heyecanlandığında yavaş yavaş artabilir. Bu çoğu zaman vücudun doğal yanıtıdır.

Ancak hasta sakin biçimde otururken kalbinin bir anda çok hızlı atmaya başladığını ve birkaç dakika sonra yine aniden normale döndüğünü söylüyorsa farklı ritim mekanizmalarını düşünürüz.

Bazı hızlı ritimlerde elektriksel uyarı kalp içerisinde belirli bir devre üzerinde dolaşabilir. Bu nedenle atak bir düğmeye basılmış gibi başlayıp bitebilir.

Bununla birlikte yalnızca anlatıma bakarak ritmin adını koyamayız. Hastanın tarif ettiği atağı bir EKG kaydıyla eşleştirmek gerekir.

Kalbin teklemesi gerçekten kalbin durduğu anlamına mı gelir?

Çoğunlukla hayır. Hastaların “Kalbim durdu” şeklinde anlattığı his, bazen erken gelen bir kalp atımından kaynaklanabilir.

Kalp beklenen zamandan önce bir atım yaptığında ardından kısa bir aralık oluşabilir. Bir sonraki normal atım daha güçlü hissedildiği için kişi kalbinin durmuş ve yeniden çalışmış olduğunu düşünebilir.

Bu erken atımlar sağlıklı bireylerde de görülebilir. Uykusuzluk, yorgunluk, stres, yoğun kahve tüketimi veya enerji içecekleri atımların daha sık hissedilmesine yol açabilir.

Ancak teklemelerin çok sık olması, giderek artması veya nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtilerle birlikte görülmesi durumunda daha ayrıntılı bir değerlendirme gerekebilir.

İstanbul’un yoğun yaşam temposu ritmi etkiliyor mu?

İstanbul’da yaşayan hastalardan sık sık yoğun çalışma saatleri, trafik, düzensiz uyku ve yeterince dinlenememe hikâyeleri dinliyoruz.

Bunların hepsi otonom sinir sistemi üzerinden kalp hızını ve kişinin kalp atışlarını algılama biçimini etkileyebilir. Stres sırasında salgılanan hormonlar kalbin daha hızlı veya güçlü atmasına neden olabilir.

Fakat tekrarlayan her çarpıntıyı yalnızca şehir yaşamına bağlamak doğru değildir. Stres çarpıntıyı tetikleyebilir ancak altta yatan bir ritim bozukluğunun olmadığını tek başına göstermez.

Özellikle istirahat sırasında başlayan, uzun süren veya başka belirtilerin eşlik ettiği atakların kayıt altına alınması önemlidir.

Muayene sırasında EKG normal çıkarsa sorun olmadığı söylenebilir mi?

Her zaman söylenemez. Standart EKG, kalbin yalnızca kısa bir zaman dilimindeki elektriksel aktivitesini gösterir.

Hasta haftada bir veya ayda birkaç kez çarpıntı yaşıyorsa muayene sırasında ritmi tamamen normal olabilir. Bu, hastanın şikâyetinin gerçek olmadığı veya kalpte ritim değişikliği bulunmadığı anlamına gelmez.

Böyle durumlarda şikâyetin sıklığına göre daha uzun süreli kayıt yöntemlerinden yararlanırız. Günlük yaşanan şikâyetlerde Holter EKG kullanılabilir. Daha seyrek görülen ataklarda Patch EKG gibi daha uzun süre kayıt sağlayan sistemler tercih edilebilir.

Çok seyrek ortaya çıkan bayılma veya çarpıntılarda ise cilt altına yerleştirilen implante edilebilir loop recorder gündeme gelebilir.

Burada önemli olan en uzun kaydı yapmak değil, hastanın şikâyet sıklığına uygun kayıt yöntemini seçmektir.

Akıllı saat kayıtları gerçekten işe yarıyor mu?

Doğru zamanda ve uygun biçimde alınan kayıtlar değerli olabilir. Özellikle birkaç dakika süren ve sağlık kuruluşuna ulaşmadan sona eren çarpıntılarda akıllı saatler şikâyet anını yakalama fırsatı sunabiliyor.

Ancak cihazın ekranda gösterdiği otomatik yorumun kesin tanı olarak kabul edilmemesi gerekir. Hareket edilmesi, saatin cilde tam temas etmemesi veya teknik sorunlar hatalı sonuçlar oluşturabilir.

Ben akıllı saat verilerine ne tamamen karşı çıkıyorum ne de bunları tek başına yeterli görüyorum. Teknoloji, hastanın yaşadığı anı belgeleyebilen yardımcı bir araçtır.

Kaydın kendisini, hastanın anlattıklarını ve gerekli diğer incelemeleri birlikte değerlendirmek gerekir.

Ritim bozukluğu yalnızca ileri yaşlarda mı görülüyor?

Hayır. Ritim bozuklukları her yaş grubunda görülebilir. Ancak karşılaştığımız ritim problemlerinin türü yaşa göre değişebilir.

Genç hastalarda doğuştan gelen ek elektriksel yollar veya kalbin elektriksel sistemi içindeki belirli devreler ani hızlı kalp atışlarına neden olabilir.

İleri yaşlarda ise yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, kapak sorunları, kalp yetersizliği ve kalbin yapısal değişiklikleri bazı ritim bozukluklarının ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

Yaş tek başına ritim bozukluğunun önemli veya önemsiz olduğunu göstermez. Hastanın şikâyetleri, ritim kaydı, kalbin yapısı ve aile öyküsü birlikte değerlendirilmelidir.

Hiç çarpıntı hissetmeden ritim bozukluğu yaşanabilir mi?

Evet. Bazı hastalar ritim bozukluğunu son derece belirgin hissederken bazıları hiçbir şikâyet yaşamayabilir.

Örneğin atriyal fibrilasyon bazı kişilerde rutin bir muayene sırasında veya akıllı saat uyarısıyla fark edilebilir. Hasta uzun zamandır ritmi düzensiz olduğu hâlde bunu hiç hissetmemiş olabilir.

Bu nedenle yalnızca çarpıntının olup olmamasına bakmak yeterli değildir. Hastada açıklanamayan yorgunluk, efor kapasitesinde azalma veya nefes darlığı gibi daha dolaylı belirtiler de bulunabilir.

Kalbin ritmi bazen sessiz biçimde değişebilir. Bu nedenle özellikle risk faktörleri bulunan kişilerde düzenli kontroller önemlidir.

Atriyal fibrilasyon neden bu kadar sık gündeme geliyor?

Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıklarının düzenli elektriksel aktivitesini kaybetmesiyle ortaya çıkan bir ritim bozukluğudur.

Bazı hastalar hızlı ve düzensiz çarpıntı hisseder. Bazıları ise yalnızca eskisine göre daha çabuk yorulduğunu veya merdiven çıkarken nefes nefese kaldığını ifade eder.

Atriyal fibrilasyonu diğer bazı ritim bozukluklarından ayıran önemli konulardan biri, belirli hastalarda kalp içerisinde pıhtı oluşumu ve buna bağlı inme riskini artırabilmesidir.

Bu nedenle yalnızca “Kalp hızı yüksek mi?” sorusuna bakmıyoruz. Hastanın yaşı, yüksek tansiyonu, diyabeti, kalp yetersizliği ve önceki inme öyküsü gibi kişisel riskleri de değerlendiriyoruz.

Kalbin yavaş çalışması da ritim bozukluğu sayılır mı?

Evet. Aritmi denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca hızlı kalp atışları geliyor. Oysa kalbin normalden yavaş çalışması veya elektriksel uyarıların kalp içerisinde iletilememesi de ritim bozukluğu kapsamında yer alabilir.

Hastalar bu durumu sürekli halsizlik, baş dönmesi, göz kararması, efor kapasitesinde azalma veya bayılma şeklinde hissedebilir.

Ancak düşük nabız her zaman hastalık anlamına gelmez. Düzenli spor yapan kişilerde dinlenme nabzı doğal olarak düşük olabilir. Kullanılan bazı ilaçlar da kalp hızını yavaşlatabilir.

Bu nedenle yalnızca nabız sayısına bakarak yorum yapmak doğru olmaz. Düşük kalp hızıyla hastanın şikâyetleri arasında bağlantı kurulması gerekir.

Bayılma ritim bozukluğunun işareti olabilir mi?

Bayılmanın birçok farklı nedeni vardır. Tansiyon düşmesi, sıvı kaybı, nörolojik durumlar veya metabolik sorunlar bayılmaya yol açabilir.

Bununla birlikte ani gelişen, öncesinde belirgin bir uyarı vermeyen veya efor sırasında ortaya çıkan bayılmaların kardiyolojik açıdan değerlendirilmesi önemlidir.

Bayılmaya çarpıntı, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı eşlik ediyorsa dikkat daha da artmalıdır. Ailede genç yaşta ani kalp ölümü öyküsünün bulunması da önemli bir bilgidir.

Bazı ritim bozuklukları çok seyrek ortaya çıktığı için kısa süreli kayıtlarda yakalanamayabilir. Böyle durumlarda uzun süreli takip yöntemlerinden yararlanılabilir.

Kahve ve enerji içecekleri ritmi bozuyor mu?

Bu konuda herkes için geçerli tek bir yanıt vermek mümkün değildir. Bazı kişiler kahve tükettiğinde herhangi bir şikâyet yaşamazken bazıları tek bir fincan sonrasında bile çarpıntısının arttığını fark edebilir.

Enerji içeceklerinde ise kafeinin yanı sıra farklı uyarıcı maddeler de bulunabilir. Bu ürünlerin yoğun tüketimi kalp hızını ve ritim algısını etkileyebilir.

Hastanın kendi vücudunun verdiği yanıtı gözlemlemesi değerlidir. Belirli bir içecekten sonra şikâyetler düzenli biçimde tekrarlıyorsa tüketimin azaltılması uygun olabilir.

Ancak çarpıntının tek nedenini kahve olarak kabul etmek ve değerlendirmeyi ertelemek doğru değildir.

Aritmi değerlendirmesinde yalnızca kalbin ritmine mi bakıyorsunuz?

Hayır. Kalbin elektriksel sistemi ile yapısal özellikleri birbirinden ayrı düşünülemez.

Kalbin kasılma gücü, kapakların durumu, kalp odacıklarının büyüklüğü ve daha önce geçirilmiş kalp hastalıkları ritim problemlerini etkileyebilir.

Bu nedenle gerekli hastalarda ekokardiyografi yapılabilir. Tiroit fonksiyonları, kansızlık ve elektrolit bozuklukları gibi ritmi etkileyebilecek durumlar kan tetkikleriyle araştırılabilir.

Egzersizle ortaya çıkan şikâyetlerde efor testi veya farklı incelemeler gündeme gelebilir.

Ritim kaydı bize elektriksel tabloyu gösterir; hastanın bütününü anlamak için kalbin yapısını ve genel sağlık durumunu da değerlendirmek gerekir.

Elektrofizyoloji bu sürecin neresinde yer alıyor?

Elektrofizyoloji, kalbin elektriksel sistemini ayrıntılı biçimde inceleyen kardiyoloji alanıdır.

Bazı hastalarda dışarıdan yapılan EKG ve uzun süreli kayıtlar yeterli bilgi sağlar. Bazı durumlarda ise kalbin elektriksel aktivitesini içeriden değerlendiren elektrofizyolojik çalışma gündeme gelebilir.

Kasık damarlarından ilerletilen ince kateterlerle kalbin farklı bölgelerindeki elektriksel sinyaller kaydedilir. Gerekirse ritim bozukluğu kontrollü biçimde başlatılarak mekanizması incelenebilir.

Ancak her çarpıntı yaşayan hastada bu işleme ihtiyaç duyulmaz. Karar, hastanın şikâyetlerine ve elde edilen ritim kayıtlarına göre verilir.

İstanbul’da ritim bozukluğu konusunda araştırma yapanlara ne söylemek istersiniz?

Öncelikle başka bir hastanın deneyimini kendi durumlarıyla birebir karşılaştırmamalarını öneriyorum. Aynı çarpıntı hissinin altında farklı ritim durumları bulunabilir.

Bir hastada erken atımlar görülürken başka bir hastada ani başlayan taşikardi veya atriyal fibrilasyon olabilir. Bu nedenle internette okunan bir bilgiyle kişinin kendi ritminin adını belirlemesi mümkün değildir.

Hastanın şu ayrıntıları not etmesi değerlendirmeye yardımcı olabilir:

Çarpıntı nasıl başladı? Ne kadar sürdü? Nabız düzenli miydi? Atak sırasında baş dönmesi, göğüs ağrısı veya nefes darlığı yaşandı mı?

Özellikle çarpıntıyla birlikte bayılma, şiddetli göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı veya bilinç değişikliği yaşanıyorsa gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Benim için ritim bozukluğunu anlamanın ilk aşaması, hastanın anlattıklarını dikkatle dinlemektir. Çünkü bazen birkaç saniye süren bir olayın en önemli kaydı, hastanın hafızasında kalan ayrıntılardır.

Kalbin ritmi yalnızca EKG üzerindeki çizgilerden ibaret değildir. Hastanın yaşamı, hissettiği belirtiler ve ritim kayıtları birlikte değerlendirildiğinde gerçek tablo ortaya çıkar.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.