İTO'yu karıştıran Ordu tartışması

İTO'yu karıştıran Ordu tartışması

İTO'da bir üyenin Ordu hakkında yaptığı sert açıklamalar meclisi karıştırdı. İşte o açıklama....

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis üyelerinden Fatih Oruç'un geçen ay gerçekleştirilen Meclis Toplantısında silahlı kuvvetlere ilişkin yaptığı konuşma üzerine, 70'in üzerinde Meclis Üyesi Oruç'un kınanması için İTO Meclis Başkanlığına önerge verdi.

 İTO Meclis Başkanı Muharrem Keçeli, Temmuz ayı Olağan Meclis Toplantısı açılışında, 14 Haziran 2007 tarihinde meclis üyelerinden Fatih Oruç'un yaptığı konuşmaya ilişkin olarak bazı üyeler tarafından Meclise bir kınama önergesi verildiğini söyledi. Konuya ilişkin söz alan İTO Meclis Üyesi Ahmet Kibritçi, Türk ordusunun Türkiye'nin göz bebeği olduğunu, İTO gibi bir yerde ekonomik ve mesleki sorunların konuşulması gerektiğini, Oruç'un konuşmasını yadırgadığını ifade etti.

İTO Meclis Üyesi Abdurrezzak Saybaşılı da, uzun yıllardan bu yana İTO Meclis Üyesi olduğunu, bugüne kadar oturduğu yerden kürsüde konuşanlara en ufak bir müdahalesinin olmadığını anlatarak, ''O gün burada olsaydım bu konuşmayı engellerdim'' dedi. Sosyal hayatta asker ocağının çok önemli bir yeri olduğuna işaret eden Saybaşılı, şunları kaydetti: ''Özel toplantılarımızda fikirlerimizi tartışabiliriz. İTO'nun büyüklüğü, hiçbir konuda taraf olmamasıdır. Bizlerden beklenen, sorunlara çözüm bulmaktır. Bu kürsüde, temsil ettiğimiz üyelerin sorunlarını dillendirmeliyiz. Siyasi, ideolojik konuşmaları asla yapmamalıyız. Aksi takdirde kurum ciddiyetini ve tarafsızlığını yitirir. Taraf olmayalım.''

MECLİS ÜYESİ YÜKSEKDAĞ SOLONU TERK ETTİ

 İTO Meclis Üyesi Rıza Yüksekdağ ise Türk olmaktan büyük şeref duyduğunu, bazı konularda çok hassas olduğunu söyledi. Kendisinin bir gazi olduğunu kaydeden Yüksekdağ, gazi kimliğini göstererek, ''Bu kimlik benim hayattaki en büyük şerefimdir'' dedi.

Oruç'un konuşmasının maksadını aştığını ifade eden Yüksekdağ, Oruç'tan özür dilemesini istedi. Yüksekdağ, Oruç'tan beklediği cevabı alamadığı için tepkisini ortaya koymak amacıyla salonu terk etti.

''MERT ÜLKE VATANDAŞI ASKERİNDEN KORKMAZ''

İTO Meclis Üyesi Yüksel Göktürk de, demokrasiye inandıklarını, darbeleri desteklemediklerini söyledi. Göktürk, askeri müdahalelerin ekonomik bir yük getirdiğini, ancak uzun vadede darbelerin ülke ekonomisi için faydaları da olduğunu kaydetti. Türkiye'nin GSYİH'sinin darbelerin ardından büyüdüğüne dikkat çeken Göktürk, ''Mert, dürüst bir ülke vatandaşı, askerinden korkmaz, aksine gurur duyar'' dedi.

Geçen ay Oruç'un yaptığı konuşmadan örnekler sunan İTO Meclis Üyesi Zülfikar Tunç ise, ''Böyle bir dönemde yapılan bu konuşmada gaflet, delalet ve vicdansızlık bulunuyor'' diye konuştu.

ÜYELERDEN TEPKİ

 İTO Meclis Üyesi İsrafil Kuralay ise hiçbir kurumun kutsal olmadığını, her kurumun eleştirilebileceğini söyledi. Darbelerin hiçbir topluma katkısının olmadığını, ekonomi ve sosyal hayat içinde tahrip edici etkilerinin olduğunu savunan Kuralay, İTO Meclisinde bütün ülke gündeminin konuşulması gerektiğini ifade etti. İTO Meclis Başkanı Keçeli, konuşmaların ardından bazı Meclis Üyelerinin yüksek sesle tepkilerin dile getirmesi üzerine, duruma müdahale ederek şunları kaydetti:

''Burada ordu karşıtı ya da yandaşı konuşma yaptırtmam. Ordu, kendi görevini yapan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının bir kurumu. Bu münakaşaların ne İTO'ya, ne iş dünyasına faydası var. İTO Meclisi olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine destek vereceğimizi oy birliği ile kabul etmiştik. Geçen ay bu kürsüde olsaydım bu konuşmayı yaptırmazdım.''

Ordunun yemeğine ''Tanrıya şükrederek'' başladığını anlatan Keçeli, kimsenin orduya sataşma hakkı bulunmadığını, Oruç'tan sözlerinin maksadını aştığını söylemesini ve özür dilemesini istedi. Keçeli'nin sözleri üzerine söz alan Fatih Oruç da konuşmasında herhangi bir hakaret içeriği bulunmadığını, metnin tamamının okunması durumunda bunun anlaşılacağını, hakaretlerle tenkitlerin birbirine karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.

''BU KÜRSÜDEN ŞALVARLILAR MI KONUŞACAK?'' SÖZÜ...

 İTO Meclis Üyesi Seyfettin Küçük ise Fatih Oruç'un konuşmasının pek çok noktasına katılmadığını belirterek, ''Bize en lazım olan şey hoşgörü, uzlaşma ve kucaklaşmadır'' dedi. Demokrasinin, en aykırı görüşlerin bile tahammül edildiği bir sistem olduğunu vurgulayan Küçük, ''Uzun yıllardır odamıza Başkanlık yaparak hizmet vermiş Sayın Mehmet Yıldırım'ın bu kürsüde konuşma yapan birine 'Bu şalvarlılar mı konuşacak? sözü, yanlış duyduysam düzeltsin, bu anlayışa uygun olmadı'' diye konuştu.

İTO Meclis Üyesi Hızır Balkancı da, konunun basit olmadığını ifade ederek, şu görüşleri aktardı: ''Bu kürsüden herkes istediğini konuşamaz. İTO'nun bir tüzüğü var. İTO aleyhine kimse konuşamaz, hele ordu aleyhine kimse konuşamaz. Düşünerek, taşınarak bu konuşmayı yapan arkadaşımızın 'hata ettim' demesini bekliyordum. Atatürk'ün Onuncu Yıl Nutku'nu okuyun. Ülke çıkmaza giriyorsa, ordu görevini yapacaktır. Tabi ki ülkeyi 10 yıl geriye götüren sıkıntılar olmuştur. Fatih Oruç, özür dilemeli.''

Konuşmaların ardından İTO Meclis Başkanı Keçeli, Oruç'un konuşmasından bazı ifadelerin tutanaklardan çıkarılmasını teklif etti. Keçeli'nin bu teklifi, Meclis Üyeleri tarafından kabul edilmedi.

Bunun üzerine yeniden söz alan Fatih Oruç, maksadının hakaret olmadığını belirterek, konuşmasını yanlış anlayanlardan özür diledi.

FATİH ORUÇ'UN KONUŞMASINDAN...

 İTO Meclis Üyesi Fatih Oruç, geçen ay yapılan İTO Meclis Toplantısındaki konuşmasında şunları söylemişti: ''Demokratikleşmeyi kendi çıkarları açısından tehdit olarak gören devlet egemenleri, laiklik tehlikesini bahane ederek muhtıra ile milletin meclisini feshedip devlet meclisi haline getirmeye çalışıyorlar. Devlet seçkinleri ve statükodan beslenen güç odakları, imtiyazlarını ve hükümranlıklarını sürdürebilmek için sürekli gerginlik oluşturuyorlar. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de darbeler sadece siyasi bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik kültürel ahlaki bir sorundur. İnsanları eyleme geçiren düşüncelerdir. Düşünceler de insanların inançlarından kültürlerinden ve geleneklerinden beslenir. Silahlı Kuvvetlerin eğitim sistemine ve yapılanmasına baktığımızda, kendine has özel bir kültür oluşturduğunu görüyoruz. Ordu evi, kışla ve lojman üçgeni içerisindeki bir yaşam tarzı onları halkın değerlerinden inançlarından ve kültüründen koparmakta, sivil hayattan tecrit edilmelerine sebebiyet vermektedir.

Türkiye'de ordunun oynadığı rol, AB üyesi ülkelerde ordunun oynadığı rolden çok daha farklıdır. Türkiye'de ordu sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda siyasi ve ekonomik bir güçtür. Çünkü 1960 ihtilalinden sonra kurulan bir ihtilal kurumu olan Milli Güvenlik Kurulunda generaller siyasetin merkezinde siyaset yapmaktadırlar.''



HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.