Hicran Sokağı

Hicran Sokağı

Türk Sineması’nda bir ilk denenecek. Türk Sineması’nın Guinnes Rekor’lu senaristi Safa Önal’ın çekeceği jübile filminde Yeşilçam’ın starları ile yeni kuşak yıldızlar bir araya gelecek.

“Bu, Yeşilçam’da bir ilktir. Bütün bir Yeşilçam’ın en ünlü, en usta, en deneyimli, en şöhretli kadın ve erkek oyuncularının ne rollerini, ne rollerinin önemini, adlarının nerede yazıldığını hiç sormadan ve hiç önemsemeden böyle bir filme katkıda bulunmaları kolayca inanılacak ya da daha önce yaşanmış bir şey değil. Hepsine müteşekkirim” diyen Önal, son kez “Hicran Sokağı” ile kamera arkasına geçmeye hazırlanıyor.


Dünyada senaryosu en çok filme çekilen (395) senaryo yazarı olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Safa Önal, 1953 yılında “Kanlı Para” ile başlayan sinema serüvenini “Hicran Sokağı” ile noktalayacak. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit’ten, Cüneyt Arkın’a, Haldun Dormen’den Ayla Algan ve yeni kuşak yıldızlara neredeyse tam kadro filmde rol alacak. Ağustos ayında filmin çekimlerine başlayacak olan Önal ile Türk Sineması’nda bir ilk olan “Hicran Sokağı”nı konuştuk.

54 yıllık Yeşilçam serüveninize yapacağınız bir jübile filmiyle veda etmeye hazırlanıyorsunuz...


Vedaya hazırlanmak buluşmaya hazırlanmak gibi gelmiyor. Çok farklı, çok düşündürücü, bir şeyin bitimi, bir ayrılığın başlangıcı gibi gelmektedir ama, çare yoktur. “Zaman geçer/ su akar/ kalp unutur” diyor şair... Böyle bir şey. Ayrılırken elbet mesleğime karşı da ayrılık hazırlamalıydım; sanki bir veda, bir tören gibi. Ne yapabilirdim; bir senaryo yazabilirdim ve onu yönetebilirdim. Bu öyle bir hazırlık. Bir senaryom var, yine ufak insanların yine ufak bir semtte onların sevgileri, aşkları kavuşmaları, pişmanlıkları, barışlarıyla geçen öyle bir hikayedir bu yine. Adı da “Hicran Sokağı” olacak. Beklemediğim kadar önemli, dostlarımın elbet bana katkıları olurdu, bundan şüphem yoktu ama bu genişlikte, bu denli olabileceği, gönül koyacakları doğrusu pek kolay düşünülecek bir şey değildi. Bu, Yeşilçam’da bir ilktir. Bütün bir Yeşilçam’ın en ünlü, en usta, en deneyimli, en şöhretli kadın ve erkek oyuncularının ne rollerini, ne rollerinin önemini, adlarının nerede yazıldığını hiç sormadan ve hiç önemsemeden böyle bir filme katkıda bulunmaları kolayca inanılacak ya da daha önce yaşanmış bir şey değil. Bir de bunun artısı var: Son yılların en ünlü televizyon dizilerinde filmlerinde ya da sinema filmlerinde oynamış kuşağın önde gelen, parlayan yıldızlarının da bu filmin içinde bana katkıda bulunmaları, omuz vermeleri çok önemli bir olay. Hepsine müteşekkirim.

Yönetmenliğe mi yoksa tümden sinemaya bir veda mı olacak?
Doğrusu onun tam kararını verdiğimi söyleyemem. Bir yönetmenliğe vada artık yaşım gereği o enerjiyi; sabahın altısından yedisinden gecenin onuna onbirine kadar çok az tatille götüremeyeceğimi yakaladım artık, biliyorum bunu. O yüzden önce bu bir yönetmenliğe veda gibi... Şimdi bu çalışmanın içinde senaryonun ortaya çıktığı dönemde oyuncu arkadaşlarla yavaş yavaş kadrolaşmanın getirdiği birikimin içinde acaba senaryoculuğa da mı veda yani kesin bir meslak vadası mıdır bilememekteyim. Bunun ikilemini yaşıyorum. Şimdiden bir şey söyleyemem ama, sadece yönetmenliğe veda idi, şimdi o kadar kesin bakmıyorum. Ve işin içine senaryoculukta girecektir.


YEŞİLÇAM TAM KADRO FİLMDE
Projede birlikte çalışmak isteyip te birlikte olamayacağınız isimler var mı?
Beraber çok olduğum halde proje içinde buluşamayacağım herhalde öyle dostlarım var. Bir Göksel Arsoy, bir Kenan Kalav, bir Ediz Hun var. Bir Perihan Savaş var. Halil Ergün var. Bu sıralanırsa çok uzar gider. Çok isterdim ama o zaman her gelen oyuncu arkadaşım için yeni bir rol yazmak, böylece hikayeyi iyice deforme etmek tehlikesi vardı, onu göze alamadım. Benim hikayemin içinden geçenlerin ancak beraber olabileceği bir film yapacağız. Bunların içinde elbet Türkan Şoray var, Hülya Koçyiğit, Selda Alkor var, Selma Güneri, Nilüfer Aydan var. Ayla Algan var. Yeni kuşaktan Ceyda Düvenci, Ahu Türkpençe var. Mine Terzioğlu, Ezel Akay var. Cüneyt Arkın, Rutkay Aziz var. Müjdat Gezen, Süleyman Turan var. Ümit Sezgin, Engin Çağlar var. Bu böyle sıralanır gider... İnanılmaz güzellikte yaklaştılar; ne diyeceğimi bilemiyorum.

ARİF YANIKTAŞ ARANIYOR
Filmde başrol olacak mı?
Bir başrol var tabii. Dramatik yapı içinde bozmadan çizilmiş, hatta güçlendirecek şekilde yazılmış bir başrol var. Bütün kadro hazır, bir tek o genç arkadaşımız senaryodaki adıyla Arif Yanıktaş, henüz bulunmuş değil. Filmin çeminine yaklaşık üç hafta var. O süre içinde elbet bulunacaktır; hiç bir uçak havada kalmaz.

Film için Kültür Bakanlığı’ndan destek alacak mısınız?
Kültür Bakanlığı desteği için teklifte bulundak ama şu ana kadar bir destek çıkmış değil. Eylül başlarını bulabilir. Bizim bunu beklemeden kendi yağımızla kavrularak, Ağustos’un 14’ü gibi başlama gibi bir zorunluluğumuz var. Sinemalarda oynayacağı tarih belirlendiği için, ağustos ortasında başlama mecburiyetimiz var. Bakanlığın desteği gelirse elbet mutluluk duyacağız ama kendi imkanlarımız içinde başlayacağız, elbet arkası gelecektir.

Filmde rol alan sanatçılar bir ücret alıyorlar mı?
Bundan bahsetmeyi doğru bulmuyorum. Katkıda bulundaklarını söyledim. Onlar benim arkadaşlarım. Bir kaç defa teşekkür etmeye kalktığım zaman terslediler beni.


HALİS YEŞİLÇAM FİLMİ
Filmin öyküsü ile ilgili ipucu alabilir miyim? Klasik Yeşilçam filmi mi olacak?
Bu konuda pek ipucu vermek istememekteyim. Yeşilçam filmi deyince ne anlaşılıyor, onu da bilmemekteyim. Bugüne kadar alıştığım gibi, yazdığım gibi, yönettiğim gibi, arkadaşlarımın yönettiği gibi, dramatik yapısı insan ilişkilerine dayanan ayakları yere basan, fazla havada olmayan ama insanların duyarlı taraflarını ortaya çıkarmayı hedef alan bir hikaye hazırladım. Elimden geldiği kadar öyle çekeceğim. Deniyorsa buna bir Yeşilçam filmi, halis Yeşilçam filmidir.

Ne zaman gösterime girecek?
7 Aralık’ta filmim gösterime girecek. Dağıtıcı firma Özen Film’dir.

“Hicran Sokağı” nın çekimlerini nerede yapmayı düşünüyorsunuz?
Tamamı İstanbul içinde ve tamamı Boğaziçi’nde çekilecek. Değişik İstanbul semtlerinde çalışmayı düşünmekteydim ama İstanbulu gezdim, artık benim düşündüğüm gibi küçük semt, küçük mahalle, sokak gibi yerler pek kalmamış. İstanbul’un karakteristiği artık sadece biraz Boğaziçi’nde kalmış. Onun için Kandilli’de, Anadolu Kavağı’nda ve Kuzguncuk ve biraz da Anadolu Kavağı’nda çalışıp bitirmeyi amaçlıyorum.



HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.