|
Referandum kelimesi, büyük bir topluluğun türlü siyasal ve toplumsal sorunlar karşısında, olumlu ya da olumsuz tutumunu belirlemek maksadıyla halk oylamasına başvurulması anlamına gelmektedir.
Bilindiği gibi, Yasama organı tarafından hazırlanmış olan Anayasa değişikliği ile ilgili Kanun, Anayasamızda öngörülen yeter sayı ile kanunlaşamamış olduğundan 12 Eylül 2010 tarihinde HALK OYLAMASINA sunulacaktır.
Yapılacak bu değişiklikle ilgili halk oylaması tanıtımı gerekçe gösterilerek, Türkiye’mizin çok önemli sorunlarının ertelenmesine neden olan büyük tanıtım toplantı ve gösterileri yapılmaktadır.
12 Eylül darbecileri tarafından hazırlanmış, mevcut Anayasa üzerinde, bu güne kadar pek çok kere değişiklik gerçekleştirilmiş olup, hiç kimse yeni bir Anayasa yapmak yoluna gitmemiştir. Daha önceki değişiklikler yeterli oy çokluğu ile kanunlaştığı için, halk oylamasına ihtiyaç duyulmamıştır. Özetle, Anayasalar değişmez değildir.
Bununla beraber, Anayasalar esas itibariyle TOPLUMSAL BİR UZLAŞMA BELGESİDİR. Bu nedenle, toplumda bu güne kadar tartışılmış, bir sonuca ulaşılamamış, milletvekili dokunulmazlıkları, kadın hakları, milli eğitim, seçim barajı, kültürel ve etnik sorunlar, yargı ve bürokrasi ve benzeri hususlarda toplumsal diyalog ve uzlaşma ile bir yeni Anayasa hazırlanarak TBMM de görüşülüp sonuçlandırılması yoluna gidilmemiştir. Bunun yerine üzerinde hala 12 Eylül darbecilerinin markası ön planda duran metinde, iktidar isteği için, BDP tarafından verilen destekle, gece yarılarına ve bazen sabahlara kadar süren oturumlarda, uykusuz vekillerin oyları ile kısmi değişiklikler gerçekleştirilmiş, ancak Anayasada öngörülen yeterli çoğunluk sağlanmadığından halk oylamasına sunulması gerekmiştir. BDP halk oylamasında boykot kararı ile dolaylı desteğini sürdürmektedir.
Bu arada, muhalefet milletvekilleri tarafından yeterli imza sağlanarak, taslağın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, Anayasa Mahkemesinin kısmen iptal şeklindeki kararı üzerine, Yüksek Seçim Kurulu, iktidarın isteği doğrultusunda halk oylaması sürecinde değişikliğe gerek bulunmadığına hükmetmiştir.
Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen değişiklik metni, Resmi Gazetede yayınlandığı halde, Anayasa Mahkemesinin kısmen iptal kararından sonra, Anayasa değişikliği kanununun, halk oyuna sunulacak olan yeni şekli, Resmi Gazetede yayınlanmamıştır.
Anayasa değişikliği çalışmalarında, uluslar arası hukuk teamüllerine uygun şekilde,yeterli toplumsal uzlaşı arayışları çabaları gösterilmemiş, Anayasa Mahkemesi kararına göre meydana gelen değişikliklerden sonraki yeni metin, Resmi Gazetede yayınlanmamış, Yüksek Seçim Kurulu, halk oylaması tarihi tespiti için geçmesi gereken süreyi, ilk metinin yayınlanma tarihini dikkate alınarak hesaplamıştır.
Muhtemelen iktidar, bakanları, milletvekilleri, kamu görevlileri, TRT ve sair vasıtalarla yapılan değişiklikleri halka yeterince anlatabileceğini düşünmektedir. Ancak, değişikliklerin Resmi Gazetede yayınlanmamış olması halkta, 12 Eylül günü neye oy verdiğini bilememek gibi tereddüt doğmasına neden olabilecek, Yüksek Seçim Kurulunun referandum tarihini tespit için kullandığı veriler gelecek yıllarda uzun tartışmalara neden olabilecektir.
12 Eylülde halk oylamasına sunulacak olan Anayasa değişikliğine ilişkin metinde, ciddi biçimde sıkıntı yaratacak hükümler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş bulunmaktadır. Geriye, yasama döneminin dört yıla indirilmesi, toplantı yeter sayısının düzenlenmesi, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, çocukların ve yaşlıların korunması, vatandaşın yurt dışına çıkışının kolaylaştırılması, değişikliklere uyum sağlayıcı hükümler gibi hemen kimsenin itiraz etmeyeceği düzenlemeler kalmış bulunmaktadır. Zaten metinde bunların da Kanunla düzenleneceği hükmü yer almaktadır. Ancak, halk oylaması sürecinde yapılan meydan mitingleri, Anayasa değişikliği tanıtımından çok iktidar ve muhalefet arasında kısır çekişmelere sahne olmakta, adeta bir tür iktidarın güven tazelemesi gösterisine, genel seçim provasına dönüşmüş bulunmaktadır.
İktidar tarafından da yetersiz olduğu kabul edilen değişiklikler yasalaştığında da, 12 Eylül Anayasası değişmeyecek, Kenan Evren ve arkadaşları aracılığıyla Türkiye’yi karanlığa iten darbe izleri ortadan kalkmış olmayacaktır. Halka bu gerçeğin anlatılabilmesi gereksiz yere yükselen tansiyonun düşmesini sağlayabilecektir.
Ağır geçen yaz koşullarına rağmen, bize göre hiçbir sonuç yaratmayacak düzenleme uğruna halkımız gereksiz bir kaosun içinde boğulmakta, terör ve sair sıkıntılar karşısında ülkemin insanları çaresizlik içinde iken, milyonlarca lira harcanarak yapılan tuluat toplantıları ile boşuna zaman harcanmaktadır.
Yazıma başlarken yine üç aileye ateş düştüğünü bildiriyordu TV alt yazılarında, yazımı bitirmeye çalıştığım süre içinde, yeni bir terör saldırısı haberi, bu kez Türk Polisine yapılan hunhar saldırı haberi ile yıkılıyorum. Gencecik yaşlarında, toprağın altına gönderdiğimiz yavrularımızın sorunlarını çözecek çabalar bunlar olmasa gerek. Ve hiçbir yere çıkmayan eğri büğrü yollarda geçen zamana çok yazık oluyor. Umarım ben yanılıyorumdur ve bu şenlikli mitingler, ordu komuta kademesindeki atamalardaki rahatlık gelecekte güzel günlerin habercisi olur.
12 Eylül 1980 halk oylamasında, kırmızı oy kullananları tespit için, seçmen kütüğü, kimin hangi sandıkta oy kullandığının bilinmesi önlemleri yetersiz bulunarak, oy pusulası neredeyse şeffaf bir beyaz zarftan yapılmıştı, darbecilerin akıl almaz işkenceleri kulaklarımızda çınlıyordu. Çok az kişi kırmızı oy kullanmayı göze alabildi. Baskılar altında halkım beyaz oy vermeye yönlendirilmişti. Ve sonuç darbecilerin %90 zaferiyle bitmişti. Aradan bunca yıl geçti, yüzde doksan evet oyu aldığı halde, kimse tarafından kabul edilip benimsenmeyen! 12 Eylül uzantısından, yeni çağdaş bir anayasa yapıp kurtulamadık.
Sunumu, beklentileri çok büyük olan referandum sonucunun, EVET veya HAYIR çıkması bize göre hiçbir anlam ifade etmeyecektir. İktidar ve muhalefet sonuçları istedikleri şekilde yorumlayacaklardır. Zaten söz konusu değişiklikler kabul edilsin veya edilmesin 13 Eylül günü halkımın yaşamında hiçbir önemli değişiklik olmayacak, terör, işsizlik, ekonomik ve sosyal sıkıntılar, yolsuzluk, dokunulmazlıklar ve nice dev sorunlar daha fazla artmış olarak yetkililerin karşısına çıkacaklardır.
Bununla birlikte, gelecek için umutsuz olmaya gerek olmadığını düşünüyor, Türk halkının er veya geç bir çözüm yolu bulacağına inanıyorum.
|