• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 5 °C

“Türkiye’nin Ekseni Kayıyor mu?’ Demek Ya Bilgisizliktir Ya da Kötü Niyet”

“Türkiye’nin Ekseni Kayıyor mu?’ Demek Ya Bilgisizliktir Ya da Kötü Niyet”
Kore Cumhuriyeti’ne gidişinde uçakta gazetecilerle sohbet eden Cumhurbaşkanı Gül, nükleer konusundan teröre, İsrail saldırısından Kore ziyareti gündemine ve eksen tartışmalarına kadar pek çok hususta açıklamalar yaptı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kore Cumhuriyeti Devlet Başkanı Lee Myung-bak’ın davetlisi olarak Güney Kore'ye giderken uçakta açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının çeşitli konulara ilişkin sorularını cevapladı.

Cumhurbaşkanı Gül, 1950 yılında 50 bin Türk askerinin Güney Kore'ye gittiğini belirterek, “Kore ile askeri ilişkilerimiz de 1971 yılına kadar devam etti. Kimin hangi ülkeyle böyle bir ilişkisi var? Bunu sınır çatışmamız için değil, dünya barışı için, insanları korumak için, başka ülkeleri korumak için yaptık. Dünya barışını korumak için, hür sistemi korumak için, başkaları için canını feda eden 1000 kişimiz var. Buna benzer bir ülke daha var, ABD var. Kendi çıkarları dışında başkaları için, eğer o dünyanın jandarması diyorsanız, kendi çıkarını korumak için diyorsanız o ayrı bir şey, hayatını veren diğer bir ülkedir” dedi.

KORE GAZİLERİNE: “SİZ BU HEYETİN EN BÜYÜK ONURUSUNUZ”

“Türkiye hür dünyanın yanında yer aldı. Bunun için gittiler. Şehitler var, gaziler var, kaybolanlar var. 1000 askerimizi şehit vermişiz, bu müthiş bir şey. Amerikalılar hâlâ bunları anlatır, ama biz böyle muhteşem bir şeyi çok bilmeyiz, anlatmayız” diyen Cumhurbaşkanı Gül, heyetinde Kore gazilerinin de bulunduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepsi madalyalarıyla buradalar. ‘Bize onur verdiniz’ dediler. Ben de onlara ‘siz bu heyetin en büyük onurusunuz’ dedim. 30 sene sonra ilk defa Kore’ye gidiyorlar” dedi.

EKSEN TARTIŞMALARI

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin Afganistan'da, Kosova'da, Bosna'da, Afrika'da, Haiti'de güvenlik gücü bulundurduğunu belirtti ve eksen kayması tartışmalarına ilişkin olarak da, “Bu eksen yanlış ortamlarda konuşuluyor. Kaç gündür yaptığım konuşmalarda bunları söylüyorum. Bakın İngiltere'ye, Fransa'ya; İspanya'ya bakın. Dünyanın dört bir tarafındaki ülkelerle çok iyi ilişkileri var. Bunların ekseninden bahsediliyor mu? Avrupa'ya, AB'ye, ‘İngiltere'nin ekseni nereye gitti?’ diyen var mı? İspanya'nın Latin Amerika'nın en devrimci ülkeleriyle çok özel anlaşmaları vardır, çok özel ilişkileri vardır, ABD'ye en çok meydan okuyan ülkelerle... Kimse ‘İspanya'nın ekseni nereye kaydı?’ diyor mu? Fransa'nın yine Afrika'da ilişki içinde olduğu eski sömürgesi ve hâlâ bırakmak istemediği ülkeler var. Kimse Fransa'nın ekseninden söz ediyor mu? Türkiye'nin komşularıyla ilişkileri açısından, Türk Cumhuriyetleri açısından, tüm Müslüman ülkelerle ilişkileri açısından kalkıp da ‘Türkiye'nin ekseni kayıyor mu?’ diye konuşmak bilgisizliktir veya kötü niyettir açıkçası. Kaldı ki Türkiye, AB'nin dış politikada aldığı kararların yüzde 98'ine katılan bir ülke. Türkiye'nin komşusuyla veya bölgesindeki veya yakınındaki bir ülkeyle ilişkisine bakıp eksenini tartışmak kadar abes bir şey olmaz. Ekseni tartışılır, başka ülkelerin de ekseni tartışılır. Ortak değerler, insan haklarına saygı, demokrasi, serbest piyasa ekonomisi diye özetlediğim konulara bakmak lazım. ‘Japonya'nın ekseni neresi?’ diye tartışılıyor mu? Yeni Zelanda'nın eksenini kimse tartışıyor mu?” dedi.

BREZİLYA'DAKİ HARİTANIN FARKI

Haritaya nereden bakılırsa durumun farklı okunabileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül sözlerini şöyle sürdürdü: “Brezilya'ya gittiğimde bana bir harita gösterdiler. Bizim bildiğimiz haritalardan çok farklı. Onlar da küreyi başka türlü açmışlar. Bir baktık Türkiye başka yerlerde, Avrupa başka yerlerde. O yüzden Türkiye'yi başka türlü mukayese etmek lazım. 2 sene, 4 sene, 10 sene, 20 sene, 25 sene geriye gidip şu anki durumla mukayese edeceksin. Demokrasi daha mı güçlendi, daha mı zayıfladı? Standartlar, hukuk nasıl oldu, kime yaklaştı? AB'ye daha mı yaklaşıyor, yoksa daha da uzaklaşıyor mu? Bunlara bakarak konuşmak lazım. Bunlara bakarak bu soruyu kendinize sorun bakalım.”

“TERÖR ÖRGÜTLERİ KULLANILIR, MOTİVE EDİLİR, İHALE ALIR; KENDİ KURALLARI YOKTUR”

Bir basın mensubunun Osmaniye'deki terörist saldırıda şehit düşen 47 günlük asker eşi Pınar Akdağ için Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un yazdığı yazıda, terörün eski kanlı günlerine döndüğü yönünde açıklama yaptığının hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Gül, “Terörden hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Daha iki ay olmamış evleneli, şehit oluyor. Eşini aradım, başsağlığı diledim. Hissi boyutu derin olan bir durum var. Hep söylüyorum Türkiye'nin en önemli meselesi, gündemi bu konudur, adını ne koyarsanız koyun. Terör örgütleri bazen kullanılır, bazen motive edilir, bazen de ihale alır. Kendi kuralları yoktur. Terörle topyekûn mücadele edilmelidir. Sadece silahla mücadele değil, terörü minimize etmek, terör örgütünü izole etmek için bütün boyutlarıyla topyekûn mücadele ediyoruz. Terör Türkiye'nin daimi gündemidir, hiçbir zaman gündemden düşmedi” dedi.

“Terör örgütü PKK'nın kullanılmasını, ‘ihale ediliyor’ derken İsrail'i mi kastettiniz?” şeklindeki bir soruya da Cumhurbaşkanı Gül, “Elimizde kesin delil olmadan kimseyi kolay kolay suçlayamam. Bunlar büyük suçlamalar. Ben öyle bir şey kastetmedim” şeklinde cevap verdi.

“TERÖRDEN NE PAHASINA OLURSA OLSUN KURTULACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Gül, “Geçen sene terörle ilgili konuşurken ‘güzel şeyler olacak’ demiştiniz. Hâlâ umudunuzu koruyor musunuz?” sorusuna da, Türkiye’nin terörden kesin kurtulacağını belirterek, “Biraz yoluna girerken baltalayanlar olur, bu işlerin devam etmesini isteyenler olur. Bu işlerden kurtulmamız lazım. Bu işlerden kurtulacağız. Açıkçası Türkiye'de teröre gerekçe olacak hiçbir şey olmadığına da samimi olarak inanıyorum. Türkiye'nin her bakımdan standartları giderek çok yükseliyor. Eskiden tabu olan şeyler tabu olmaktan çıkmış vaziyette. Hayatınızın parçası oldu. Türkiye'nin demokrasi standartları terörü ve teröristi izole etme açısından çok önemlidir” dedi.

Açılımların yavaş olmasının bu konuyla bir ilgisi olup olmadığına yönelik soruya da Cumhurbaşkanı Gül, “O detaylara girmeyeyim, ama bu bizim kendi meselemizdir, burası kendi evimizdir. Cumhurbaşkanı siyasetçi değildir, Cumhurbaşkanı günlük konuşmaz, Cumhurbaşkanı hamaset yapmaz, retorik yapmaz. Siyasetçiler günlük meseleleri tabii ki konuşacaktır, yanlış anlaşılmasın. Bazı zor şeyleri ben söyleyeceğim. Meclis'te yaptığım konuşmada bu zor şeyleri açık şekilde söyledim. Burası kendi ülkemiz, kendi evimiz. Bu işten kurtulmak için hep beraber ne gerekiyorsa yapacağız, yapmak zorundayız. Yılamayız çünkü bunun başka bir yolu yok. Terörden ne pahasına olursa olsun kurtulacağız, çıkacağız bu işin içinden. Bu açıdan ben kesinlikle yine ümitliyim ama bazen istediğimiz şekilde olmuyor. Dünyanın her tarafında bu işler böyle olmuştur. Terör günlük mesele değil, hepimizin meselesidir. Türkiye'nin her bakımdan birinci konusudur. Bu hiçbir zaman ihmal edilmez, terör izole edilene kadar mücadele edeceğiz” dedi.

İRAN KONUSU: “IRAK’TA GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEYLERİ GÖRMEYE TAHAMMÜLÜMÜZ YOK”

Cumhurbaşkanı Gül, İran konusunda Türkiye'nin kandırıldığını düşünüp düşünmediğine ilişkin bir soruya cevaben de şöyle konuştu, “Türkiye'yi kimse kandıramaz. Komşu bir ülkeyiz. Irak ambargosunun Türkiye'ye güvenlik ve ekonomik maliyetinin ne olduğunu bilen bir ülkeyiz. Sadece ambargo çözmüyor, çözmedi işte. İşte Irak'ta gördük. Kaç sene savaş yapıldı. Bir de şu konu önemli: Biz asla komşumuzda, bölgede nükleer silah görmek istemeyiz. Kim olursa olsun. Bu ülke Müslüman olur, bu ülke Musevi olur, Hıristiyan olur, şu olur, bu olur. Bunu söyledikten sonra şunu söylemek istiyorum. Bu nükleer mesele ya diplomasiyle hallolacak ya da Irak'ta gördüğümüz şeyler olacak. Irak'ta gördüğümüz şeyleri görmeye tahammülümüz yok. Dolayısıyla bu meselenin diplomasi yoluyla hallolması için daha çok uğraşıyoruz. Niye daha çok uğraşıyoruz? Komşu olduğumuz için. ‘Size ne oluyor?’ diye sorabilirler. Bize bir şey olmuyor, biz komşu bir ülkeyiz. Irak'ta olanları yaşadık. Aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. O yüzden kendimizi daha çok sorumlu hissedip, daha çok uğraşıyoruz. 5–6 yıldır uğraşıyoruz. Dışişleri Bakanı olduğum dönemden beri. Bu noktada Türkiye'nin oyuna filan değil, niyetine bakmak lazım. Bizim 'hayır' oyumuz aslında İran'ı masada tuttu. 'Ne oluyor da Türkiye kendi değil de başkalarının meseleleriyle çok uğraşıyor?' Böyle değil. İşin esasında batıyla ters düşmek yok. İşin esası 'İran nükleer silah yapıyor' demiyorum, bilmiyoruz çünkü. Batı dünyası bundan çok şüpheleniyor. ‘Bu gidişle şöyle olur’ diyor, o zaman bu işin çözümü için, bu işin diplomatik yolla çözümü için uğraşıyoruz. İşin özünde ayrılık yok Türkiye ile Batı arasında. Onlardan daha fazla gayret sarf ediyoruz, çünkü İran'ı masada tutmak için.”

NÜKLEER ENERJİ VE NÜKLEER SİLAH FARKI

Konuyla ilgili bir başka soruya cevaben de Cumhurbaşkanı Gül, nükleer konusunun “çok hassas” olduğunu ifade ederek, “Nükleer herkesin hakkıdır. Öyle bir şey ki, bir noktaya geldikten sonra, şu yoldan gidersen silaha ulaşıyorsun, şu yolda durursan nükleer enerjiye ulaşıyorsun. Türkiye'nin nükleer enerjiye ihtiyacı yok mu? Mesela Brezilya, Japonya, Almanya'nın var mı? Yok, ama isterlerse bu yola gidebilirler. Kuzey Kore'nin? Onlar bir deneme yaptı. O zaman kulübe giriyorsunuz” dedi.

Yardım gemisindeki 9 Türk’ün öldürülmesi olayıyla ilgili İsrail'in, özür dilemeyeceğini açıkladığının hatırlatılması üzerine de Cumhurbaşkanı Gül, “Nasıl telafi edileceğini onlar bilir” dedi.

GÜNEY KORE ZİYARETİ AJANDASI

Cumhurbaşkanı Gül, Kore gezisinde ajandasında neler olduğunu soran basın mensubuna da, Kore'ye Türkiye'nin ihracatının çok az olduğunu belirterek, Güney Kore'nin dünyanın dört bir yanına yatırım yaptığını, geçen yıl 40 milyar dolar ihracat fazlası verdiğini ancak, Türkiye'deki yatırımlarının yarım milyar dolar bile olmadığını ifade ederek, ajandasında nükleer enerji meselesinin de bulunduğunu kaydetti.

SANAL ÂLEM: “BUNU SİZE ELLERİMLE YAZMIYORUM”

Bir basın mensubunun, “İnternet medyası ve sanal âlemle aranız nasıl?” sorusu üzerine de; milletvekili seçildiğinden bu yana internetle arasının iyi olduğunu, kendi adına sayfa açtığını, bakan olduktan sonra bu sayfaya çok bakamasa da yine de ilgilendiğini söyleyen Gül, “twitter”a üye olduğunu ve bazen “yazıştığını” belirtti.

Geçtiğimiz günlerde sayfasında “Bunu size ellerimle yazmıyorum” diye bir cümle gördüğünde, yazıyı sonuna kadar okuduğunu bildirerek, sonunda bu yazıyı elleri olmayan bir kişinin ayaklarıyla yazdığını öğrendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, bu kişinin kendisinden hızlı internet talebi olduğunu, bu konuyu yetkililerle görüşerek çözdüğünü belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, sanal âlemin önemli olduğunu, eskiden insanların yüz yüze görüştüğünü, sohbet ettiğini, ev ziyaretleri yaptığını ifade etti. Gül, “Şimdi Türkiye değişti, hayat tarzı değişti. Şimdi sanal ortamda o ihtiyaçlar gideriliyor. Bu boşluk dolduruluyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, internet haberciliğiyle ilgili olarak da bir soru üzerine şunları söyledi: “Artık gazetecilik kendini sorgulamalı. İnternette o günün haberleri yer alırken, gazeteler bir gün önce sitelerde yer alan bazı haberleri yayınlıyor. Basın, internetin geleceğini dikkate alarak kendi geleceğini yeniden düşünmeli, planlamalı.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim