• BIST 96.808
  • Altın 144,462
  • Dolar 3,5651
  • Euro 4,0065
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

"Türkiye'de Türkçe'den başka resmi dil olamaz"

"Türkiye'de Türkçe'den başka resmi dil olamaz"
Erdoğan: "Kıbrıs'tan Yunan askeri ne zaman çekilir, o zaman Türk askeri de çekilir"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Askerimiz oradan (Kıbrıs) çekilir mi? Ne zaman çekilir? Askerimiz oradan çekilir, ne zaman çekilir? Bütün bunlar yerine geldikten, barış adası teşekkül ettikten sonra, Yunan askeri de çekilir, o zaman Türk askeri de çekilir'' dedi.

İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsünde ''AB ve Türkiye'' konulu toplantıda konuşan ve soruları yanıtlayan Erdoğan, bir gazetecinin anayasa konusundaki çalışmaları anımsatarak, bu çalışmalar çerçevesinde ''Kürt kimliğinin tanınıp tanınmayacağına ilişkin'' sorusu üzerine şunları söyledi:

''Bu çalışmamız yeni bir anayasa değil, kapsamlı bir anayasa değişikliği çalışması. Türkiye'de kimsenin ben 'Kürdüm' demesine mani bir hal yok. 'Ben Kürdüm' diyenin de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıyla iftihar etmesine mani bir durum yok. Türkiye'de bizim Kürt kökenli vatandaşlarımız olduğu gibi, Türk, Laz, Çerkez, Abaza, Gürcü de var. Yani bazı Kürt kökenli vatandaşlarımızın bu denli aşırı yaklaşımdaki hassasiyeti benim ülkemde diğer etnik kökenli vatandaşlarım göstermiyor. Burada ciddi bir aşırılık var. Kaldı ki benim Kürt kökenli vatandaşlarım Kopenhag Siyasi Kriterleri'nden bu yana dillerini istedikleri gibi kullanıyor, istedikleri gibi eğlencelerini yapıyor, istedikleri gibi bilbordlarda yayınlar var.''

Bu konuda yeni bir adım attıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Devlet televizyonu ve radyosundan bir tanesinde ağırlıklı olarak Kürtçe, Farsça ve Arapça yayın yapmaya hazırlanıyoruz. Bunların yanında ana dilini öğrenmek için kurs açmaya da imkanları, hakları var. Ama öyle abartılı başladılar ki bu işe, önce kurslar açtılar, fakat kurslar yürümeyince bu defa şimdi devletten 'bize yardım verin de öğretmen tayin edin de bu kursları çalıştıralım' diyorlar. Dünyanın neresinde acaba bu tür bir yöntem var? Avrupa Birliği ülkelerine bakın, oralarda bile böyle bir şey yok. Şu anda İsveç'te bile henüz Türkçe eğitim... Okullarda eğitim almak, dikkat edin resmi dil değil. Türkiye'de resmi dil olarak böyle bir talep var. Türkiye'de Türkçe'den başka resmi dil yoktur, olamaz. Böyle bir şey söz konusu değil.''

Başbakan Erdoğan, ''Kürt kökenli vatandaşlarımın olduğu Güneydoğu Anadolu bölgeleri yoğunlukla benim partimin açık ara önde olduğu bir bölgedir'' diyerek, bölgeye hiçbir dönemde gitmeyen hizmetin kendi dönemlerinde gittiğini, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerine son 5 yılda altyapı ve üst yapıya yatırımın yaklaşık 8 milyar dolar olduğuna dikkati çekti.

Başbakan Erdoğan, bunun yanında bölgeye 46 bin sosyal konut yaptıklarını, bunların 30 binine yakınının sahiplerine teslim edildiğini de belirtti.


-''BİZ HALKIMIZI, HALKIMIZ DA BİZİ KUCAKLIYOR''-


Soruyu yönelten katılımcıya ''Şimdi ben sana bir soru sorayım. Bunu iyi dinle. İdeolojik düşünmeyeceksin. Objektif pencereden bakacaksın. O da şudur; Türkiye'de Sivas ilimizin ötesine veya batı tarafına giden kaç tane lider var? Buna iyi bakacaksınız'' diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Türkiye'de 81 vilayetimiz vardır. 81 vilayetin 80 tanesinde milletvekili çıkaran tek parti benim partimdir. Kucaklayıcı kim? Biziz. Biz halkımızı kucaklıyoruz, halkımız da bizi kucaklıyor, hiç bir ayrım yapmaksızın. Çünkü biz yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz.''

Bir katılımcının terör örgütünün, Irak ve çevresindeki ülkelerle ilişkileri nasıl etkilediği yönündeki bir soru üzerine Erdoğan, ''Şu anda bizim Irak ile münasebetlerimizde aslında çok ciddi sayılabilecek bir sorun yok. Bunu şundan dolayı söylüyorum; Irak'ın ciddi ihtiyaçlarını biz Türkiye olarak karşılıyoruz. Rafine akaryakıt ürünlerinden tutunuz, gıdaya, ilaca, giyim-kuşama, beyaz eşyaya, elektronik eşyalara varıncaya kadar bunlar Türkiye'den oraya gidiyor. Öyle herhangi bir ambargo uygulamamız yok. Ama biz, Irak Merkezi Yönetiminden şunu istedik; 'Kuzey Irak'taki terör örgütü kamplarını lütfen dağıtın' dedik. Teröre karşı ortak mücadele vereceksek, o zaman bunu birlikte yapmalıyız. Kaldı ki biz Kuzey Irak'taki peşmergelerle geçmişte bu dayanışmayı gösterdik, ama ne yazık ki bu dönemde olmadı. Bunda bir aksama var. Ve burada son hava-kara harekatında Amerika ile istihbarat paylaşımı yaptık. Irak Merkezi Yönetimi ile görüşmelerimiz oldu ve bu arada Kuzey Irak'la da iletişimimiz oldu. Bu iletişimler neticesinde gerek hava, gerek kara harekatını gerçekleştirdik. Bu kara harekatında da hiç bir sivilin ölmemesi, bir defa önemli bir başarıydı. Ama terör örgütü kamplarını hedeflenen noktada Silahlı Kuvvetlerimiz yok etmiştir, bunu başarmıştır.''

Terörle mücadeleyi bir kenara koymanın mümkün olmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin teröre son 30 yılda verdiği kurban sayısının yaklaşık 35 bin civarında olduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Dünyanın hiç bir ülkesinde her halde böyle bir rakam söz konusu değil. Bir devletin güvenlik kuvvetleri gerek polisi, gerek askeri bu hassasiyeti gösterirse ülkenin insanları da kendini huzurlu bir ortamda bulmuş olur. 70 milyon nüfusu olan bir ülkeyiz. Ülkeyi yönetiyorsunuz, bunun için de atılması gereken güvenlikle ilgili bütün adımları atmak durumundayız'' diye konuştu.


-KIBRIS KONUSU-


Güney Kıbrıs'ın Stockholm Büyükelçisi'nin ''Kıbrıs sorununun çözümü için siyasi iradenin devam etmesi şart. Türkiye'nin bunda olumlu bir rol oynayacağı taahhüdünde bulunur musunuz? Böyle bir anlayışla Kıbrıs'taki askeri birliklerin çekilmesi gibi konulara hazır mısınız?'' soruları üzerine Erdoğan, ''Sayın Pavlos'u kutluyorum. Temenni ederim ki Güney Kıbrıs'ın bütün temsilcileri de sizin gibi yaklaşsınlar. Sizler büyük ölçüde incelikleri yakalamışsınız'' dedi.

Erdoğan, Annan Planının gelişim sürecini de anlatarak, planın hazırlanması sürecinde Yunanistan Başbakanı Karamanlis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Papadopulos ile bazı anlarda bir kelime üzerinde bile saatlerce tartışmaları, müzakereleri olduğunu anımsattı.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Artık imza safhasına geldik. O anda Karamanlis ve Papadopulos, 'bunu ertelesek mi' dediler. Ben orada Sayın Annan'a şunu söyledim; size bu süreci başlatma konusunda Davos'ta ben ricada bulundum. Sizler önce dediniz ki 'ben 3 kez bu işi başaramadım. 4. kez başarısızlıktan korkuyorum' ben de size dedim ki 'bu konuda Türkiye her zaman bir adım önde olacak.' Siz, 'görüşeyim ondan sonra döneceğim' dediniz. Görüştünüz ve süreci başlattınız. Süreç başladı. Buraya geldi. Şimdi de ertelenmesi isteniyor. Biz size 'verdiğimiz sözden geri adım atmayız' dedik. Annan da dedi ki 'siz de buna uyacaksınız' dedi. İmzalar atıldı, iş referanduma geldi.''

Başbakan Erdoğan, referandumda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yüzde 65 oranında Annan Planı'na ''evet'', Güney Kıbrıs'ın ise yüzde 76 ile ''hayır'' dediğini anımsatırken, Kuzey Kıbrıs'ın cezalandırıldığını, ama Güney Kıbrıs'ın ödüllendirildiğini söyledi.

Referandumdan bir hafta sonra Güney Kıbrıs'ın da içinde bulunduğu bazı ülkelerin AB'ye alındığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Şimdi burada birşey soruyorum; Bu adalet midir? Bu adil bir yaklaşım mıdır? Ve geçenlerde Şansölye Sayın Merkel bir açıklama yaptı; 'Güney Kıbrıs'ın AB'ye alınması yanlıştı, hataydı.' Ve şu anda Türkiye'nin AB ile ilgili tüm müzakerelerinde engel Güney Kıbrıs gösteriliyor. Türkiye'nin bunda suçu yok. Türkiye AB ne istediyse bu konuda onu yaptı. Bunu yaptığı halde şimdi siz durmadan Türkiye'nin önüne engeller koyuyorsunuz.

Bizim Kıbrıs'ta istediğimiz nedir? İki kesimli ve eşit siyasi haklarla donanımlı bir Kıbrıs, istediğimiz bu. Ve bu konuda Türkiye olarak elimizden geleni yapmaya hazırız.''

''Lokmacı Kapısı'nı önce kim açtı?'' diye soran Başbakan Erdoğan, sözlerinhi şöyle sürdürdü:

''Kuzey Kıbrıs açtı. Hep bir adım öndeyiz. Hristofyas ile yapılan anlaşmadan sonra şimdi Lokmacı Kapısı da karşılıklı olarak açıldı. Türkiye barıştan yana, kavgadan yana değil. Kuzey Kıbrıs barıştan yana, kavgadan yana değil. Yani düşünün Kuzey Kıbrıs'tan Güney'e geçişte bir kilo beyaz peynir alan Güney Kıbrıs'a girerken yakalandığı anda cezalandırılıyor. Böyle şey olur mu? Yani bu denli önyargılar, ön kabuller var. Bunları aşmamız gerekir. Bunları aştığımız zaman zaten Kıbrıs çok kısa zamanda inanıyorum ki bir barış adası haline gelebilecek. Küçük hesaplar yapmayalım.

Askerimizin çekilmesine gelince; askerimiz oradan çekilir mi? Ne zaman çekilir? Askerimiz oradan çekilir, ne zaman çekilir? Bütün bunlar yerine geldikten, barış adası teşekkül ettikten sonra, Yunan askeri de çekilir, o zaman Türk askeri de çekilir. Eş zamanlı olarak biz bunları yaparız.''

Erdoğan, bunları İsviçre'de Kıbrıs ile ilgili görüşmelerin yapıldığı kentte de söylediklerini belirterek, ''Orada kayıtlarda var. Ne zaman, ne kadar asker çekilecek bunların hepsi orada var. Altlarına imza koyduk. Biz imzamızın sahibiyiz. Her zaman bunun arkasında dururuz. Hiç endişe etmeyin. Ama dediğiniz gibi herkes görevini yapacak, her şey yerine gelecek. Asker meselesi en son mesele. Ondan sonra adım atacağız'' dedi

AA


  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim