• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

TÜRKİYE'DE OLACAKLARI YILLAR ÖNCE TEK O BİLDİ

TÜRKİYE'DE OLACAKLARI YILLAR ÖNCE TEK O BİLDİ
Erdal Atabek Cumhuriyet Gazetesi'nde, sık sık anımsamamız gereken bu CIA ajanını yazdı.

İşte o yazı...

“Graham Fuller bir CIA görevlisi.
Uzun yıllar CIA Türkiye İstasyon Şefi ve Ortadoğu Masası Şefi olarak çalışmıştır.

Halen bir Amerikan üniversitesinde ‘tarih profesörü’ olarak hizmetini sürdürüyor.

Yeni Türkiye Cumhuriyeti adındaki kitabı Türkçeye çevrildi. (Timaş Yayınları-2008)

Bu kitabın dikkatle okunmasını herkese, özellikle Türkiye’nin geleceğiyle ilgili olanlara öneriyorum. Eski istasyon şefinin görüşleri çok şey anlatıyor.

Dikkat çekici bir nokta;

1924 yılında Atatürk’ün halifeliği kaldırmasının ‘İslamın bugünkü zayıflığının ve bölünmüşlüğünün üzerinde ciddi etkisi olduğunun birçok kişi tarafından kabul edildiğini’ öne sürmesidir. İslamın dünyadaki durumundan Atatürk’ün sorumlu tutulması çok ilgi çekicidir.

Ayrıca halifelik kurumunun zorunluluğu da ima edilmektedir.

Amerika ve İslam halifeliğinin zorunluluğu? İlgi çekici.

“Türk İslamının Yeniden Yükselişi” bölümünde;

“Kuşkusuz AKP pat diye gökten düşmemiş, Türkiye’de 35 yıllık bir zaman zarfında evrilip gelişmiş, öğrenmiş ve değişmiş bir dizi İslami hareketin içinden büyüyüp ortaya çıkmıştır. Ancak AKP, 1970’ten 1997’ye kadar birbiri ardına dört farklı İslamcı partiye -ki zamanla bu partilerin her biri kapatılmıştır- liderlik etmiş olan Necmettin Erbakan’ın daha geleneksel İslamcı etkisinden ilk kurtulan partidir.”

Graham Fuller, 12 Eylül 1980’den sonra İslamcı politikanın nasıl geliştiğini de şöyle açıklamaktadır:

“Türkiye’de İslamcı partilerin güçlenmesi ülkedeki tedrici siyasal, toplumsal ve ekonomik demokratikleşmeyi yansıtır. Bu süreç, Özal’ın 1980’lerdeki ekonomik açılımlarını içermektedir... Bu değişiklikler en azından üç grubu güçlendirmiştir:

Yeni ve büyüyen bir Anadolu işadamları sınıfı, şehirlerdeki geleneksel alt sınıflar, modern oldukları halde İslami gelenekte anlamlı bir kimlik bulan, yeni ve büyüyen bir İslami profesyoneller ve entelektüeller sınıfı.

Bu gruplar Türkiye’nin karakteri, kimliği ve gelecekteki dış politika yönelimi üzerinde giderek artan etkilere sahiptir.”

Böylece, artan dış ve iç baskılar 2001 yılında kurulan AKP’yi, kuruluşundan sadece bir yıl sonra, 2002 yılında yapılan seçimlerle tek parti iktidara getirmiştir.

Graham Fuller bu gelişmeyi büyük bir hoşnutlukla karşılıyor.

Kitabın sonunda da AKP ile Amerika arasında şu analizi yapıyor:

“İslamcılar Washington hakkında bir hayli karışık duygulara sahiptirler. Bir yandan Washington’la işleri etkili biçimde yürütebiliyor olması, İslamcıların Türk siyasi sahnesindeki kabul edilebilirliğini sembolize etmektedir. Bundan dolayı AKP, siyasi düşmanlarını, özellikle de Kemalistleri ve orduyu kenarda tutabilmek için Washington’la iyi ilişkilere sahip olmak istemektedir. ABD ve AB’nin Türkiye’de demokratikleşme ve liberalleşmeye destek vermesi, Türk siyasetinde İslamcıların konumunu doğrudan sağlamlaştırmaktadır. Aynı zamanda İslamcılar, kesinlikle daha bağımsız bir dış politika peşinde koşmakta ve Türk siyasi yelpazesinin öteki birçok unsurunun böyle bir politikaya büyük destek verdiğini hissetmektedirler. İronik biçimde, Türk siyasi yelpazesinde AKP İslamcıları Washington’ın politikalarına karşı taktiksel açıdan yukarıda sıralanan öteki grupların çoğundan daha hoşgörülüdürler. Ancak iktidarda olmadıkları zaman ABD’ye karşı daha eleştirel bir tutum takınmaları muhtemeldir.”

İşte, CIA eski istasyon şefinin açıklamaları.

Amerika’nın AKP’yi neden desteklediği ortada.

AKP’nin Amerika ile neden ve nasıl işbirliği yaptığı ortada.

Ülkenin İslamcı bir geleceğe nasıl bilinerek ve istenerek kaydırıldığı ortada.

12 Eylül 1980 darbesinin Turgut Özal eliyle yaptıkları ortada.

Türkiye’nin İslamcı bir yapıya adım adım nasıl götürüldüğü ortada.

Bir yıllık AK partinin nasıl tek parti iktidarına götürüldüğü ortada.

***

Gelelim günümüze.

Tek parti iktidarının nasıl bütün güçleri savaşarak ele geçirmek istediği ortada.

Üniversiteler ortada.

Yargı kurumları ortada.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı takınılan tutum ortada.

Medyanın nasıl kuşatıldığı ortada.

Graham Fuller’ın kitabını okuyunuz.

Öğreneceksiniz...”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim