• BIST 83.124
  • Altın 147,600
  • Dolar 3,7839
  • Euro 4,0578
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

RAFET AYIK İNTİHARININ PERDE ARKASI

RAFET AYIK İNTİHARININ PERDE ARKASI
Gazete sahibimiz Mehmet Tekin herkesin merek ettiği Rafet Ayık’ın intihar olayını mercek altına aldı. Rafet Ayık’ın intiharı ile ilgili herkesin konuştuğu Fırat ve Mustafa Ayık’a intihar ile ilgili tüm ayrıntıları sordu.

Şişli’nin tanınmış isimlerinden Rafet Ayık’ın intiharı herkesi şaşırttı ve üzdü. Bu şaşkınlık birçok farklı yorumları da beraberinde getirdi. Bu yorumlar kulaktan kulağa dolaşarak çok daha farklı noktalara geldi. Rafet Ayık’ın manevi inancı, işinde başarısı, gülen yüzü, çevresine sürekli yardımlarda bulunuşu nedeniyle intihar etmesini kimse içine sindiremedi. Herkes, “Rafet Ayık intihar edecek biri değildi” dedi. "Onu intihara iten nedenler nedir?" sorusu bilen bilmeyenler tarafından birçok senaryo yazıldı.

Rafet Abi sana olan sözümü tutacağım 

Mehmet Tekin;

          “Rafet Abi mekânın cennet olsun. Abi sana intiharın yakıştıramadım. Seninle olan muhabbetim gereği, sana son görev olarak Şişli Camii’nde musalla taşı önünde bir söz vermiştim. Seni intihara iten sebep ne ise bulup deşifre edeceğim diye. Çünkü sen intihar edecek biri değildin. Ve sen benim de dostumsun.

          Tam bir Şişliliydi
          Rafet Abi seninle hiçbir maddi ilişkimiz olmadı. Seninle hep "Şişli için ne yapabiliriz"i konuştuk. Bu vesile ile tüm Şişlilinin bunu bilmesini de istiyorum. Bu araştırmayı sana hitaben yapıyorum.
          Hakkını helal et
          Abi ben senin cenazene gelen, seni seven o muhteşem kalabalık gibi, sana hakkını helal eden binlerce insan gibi ben de varsa sana hakkımı helal ettim. Abi sende bana hakkını helal et…
       Nedenini herkes bilecek
          Ben özel dostlarımı çok sever ve onlara çok değer veririm. Onların da incinmemesi için tüm gücümü seferber ederim. Senin içinde tüm samimiyetimle araştırmayı tüm derinliği ile tüm sevenlerinle paylaşacağım.”

          Herkes bir şey sölüyor 

          Tekin; “İntihar haberini yaptıktan sonra birçok mail ve telefon aldım. Bunların başında büyük oğul Fırat Ayık’ın ismi geçmekteydi. Haber yaptıktan sonra birçok seven gibi, birçok sevmeyen dost görünen düşmanlarda oldu. Ama tüm belge ve bilgileri değerlendirdim.

          Teyit edilmesi gereken bilgiler vardı

          Pazartesi günü haberi yayınlama sözü vermeme rağmen yayınlamadım. Son olarak emniyetten onaylatmam gereken bir bilgi de olduğu için haber bu güne kaldı.

Bundan dolayı da tüm okurlardan özür dilerim. Amaç haberi doğru vermekti.

          Tüm soruları sordum 

          Aşağıda sorulması gereken tüm soruları Fırat ve Mustafa Ayık’a sordum. Ve aldığım cevaplar birebir ne ise onu sizlerle paylaştım.

          Evleri yan yana 

          Tam haberi yazarken bir gelişme daha oldu. Fırat Ayık beni eve davet etti. Mecidiyeköy’deki evlerine gittim. Beşinci katta üç daire var. Birinde Rafet Abi oturuyor, yanında Fırat, karşısında da Mustafa oturuyor.

Orada Fırat bana bir şey söyledi;

“Eğer biz kavgalı olmuş olsa idik. Bu gün gördüğün gibi evlerimiz yan yana olabilir miydi?”

          Her ailede olduğu kadar 

          Fırat ile görüşme esnasında aralarında her ailede olduğu gibi geçimsizliklerin olduğunu inkâr etmiyor.

          Tüm planları beraber yapardık

          Ama tüm planları da birlikte yaptıklarının altını çiziyor. Konuşma esnasında çiftliği babasının isteği üzerine kurduklarını anlıyorum. Mustafa ayrı evde otururken, Rafet Abi ile Fırat birbirimize yakın olalım diye karar alıp Mustafa’yı da yanlarına alıyorlar.

          Bir arada kalmak için çaba

          Benim gözlemlediğim ailenin dağılmaması için bir çaba içerisinde oldukları. Beni arayan yakın dostlarının da ifade ettikleri bir şey var ki oda Rafet Abi’nin kimse ile paylaşmadığı bir sıkıntısının olduğu yönünde.

          Ben babamın oğluyum
        Fırat biraz deli dolu, hırslı asi bir delikanlı. Bu da onu bilenler tarafından farklı kullanılyor. 
          Kendisi de bunu dobra dobra söylüyor. “Ben babamın oğluyum” sözleri ile onaylıyor ve “Ama benim babamla kavgam olamaz. Tartışmalarımız, anlaşmazlıklarımız olabilir. O da her evde olduğu gibi.  İntihar ettirecek kadar değil” diyor.
 
          Önemli bir detay

          Şimdi size çok önemli bir detaydan bahsetmek istiyorum.

         

          İstifa mektubu yazıyor

          Rafet abi intihar ettiği günün sabahı İkitelli Organize Sanayi Başkan yardımcılığı görevinden istifa ediyor.

          Müdürüne ip aldırıyor

          Başkanlığını yaptığı Dolapdere Sanayi Sitesi Müdürü’nden aslı olmayan bir su deposundan bahsederek “Su deposunu bağlayacağım bana bir ip bulun” diyor. İpi alıyor ve elinde poşetle Mecidiyeköy’e geliyor.

          Elinde poşetle salona giriyor

          Mecidiyeköy’e gelirken birkaç kişi ile görüşme yapıyor. Onlara da açıklamadığı sıkıntısından bahsediyor. Poşetle birlikte sahibi olduğu düğün salonuna giriyor. Salonda çalışanı ile beraber kahve içiyorlar. Çalışandan bir merdiven getirmesini istiyor. Depoya inip orada yarım saat kalıyor. Sonradan anlaşılan kendini asmak için kullanacağı demir çubuğu arıyor. Sonra çalışanı uzaklaştırmak için birlikte dışarı çıkıyorlar. Rafet Abi sonra tekrar geri geliyor.

 
          161 kez aranıyor

          Bu arada sessize aldığı cep telefonunun 161 kez cevapsız arama yapıldığı anlaşılıyor. Sonra sabahtan akşam saat 19.00’a kadar kimse Rafet Abi’ye ulaşamayınca aile harekete geçiyor. Kaderin cilvesi Rafet Abi’yi ipten alan küçük oğul Mustafa, yaşadığını zannederek hastaneye götüren de büyük oğlu Fırat oluyor.

           Her gün soruyorum         

          Fırat diyor ki; “Mehmet Bey her gün babamın mezarına giderek neden yaptığını soruyorum.”
           Rafet Abi’nin yaşadığı sıkıntılar;

           Aile büyük acılarla imtihan olmuş. Acılar kervanı 1974 yılında kardeşi Zekeriya Ayık ve hanımı Hanife Ayık’ın kalorifer kazanından zehirlenmesi ile başlamış. olaydan 15 gün sonra ikinci oğlu Ferhat’ın vefatı, aradan 2 ay sonra ailenin çınarı dede Kendir Osman Ağa’nın ölümü, 1979 yılında Rafet Ayık’ın babası Mustafa Ayık’ın traktör devrilmesi sonucu ölümü ve en son 2004 yılında amcasının oğlu Mehmet Ayık’ın evinin balkonundan intihar etmesi Rafet Abi’nin hayatında ki acılı günlerden zirveye çıkmasındaki kilit taşlarından bazılarıdır.

Rafet Abi ruhun şad olsun…

Çocuklar ile yapılan söyleşinin tüm metni 

Mehmet Tekin, Şişli Gazetesi olarak her zaman olduğu gibi haberi derinleştirerek konunun muhataplarına iddiaları tek tek sorarak çok özel bir söyleşi gerçekleştirdi.

 

            Rafet Ayık’ın intiharını anlayabilmek için Rafet Ayık’ı ve çocuklarını iyi tanımak gerekir.

           Fırat Ayık 40 yaşında, evli,  iki çocuk sahibi, ticaretle uğraşıyor

           Mustafa ayık, 30 yaşında, evli, otopark işletmeciliği ve araç kiralama işi yapıyor

 

          RAFET AYIK KİMDİR?

          Rafet Ayık, 1948 yılında Sivas Doğanşar Eskiköy’de dünyaya gelmiştir. Yörenin sevilen ve köklü ailelerinden yöre tabiri ile Kendir Osman’ın torunu, Mustafa ve Raziye Ayık’ın en büyük çocuğu olimpiyat ve dünya şampiyonu güreşçi Ahmet Ayık’ın yeğenidir. Kendisi de gençlik yıllarında amcası gibi güreş yapmış güçlü bir pehlivandır.

Ekonomik sebeplerden dolayı göç ettiği İstanbul’da ailesi ile beraber Şişli’de Alp ve Şen Yalman’ın babası Rıfat Yalman’ın apartmanında apartman görevlisi olarak ailece yeni ve renkli bir hayata başlamış. İstanbul’da ilk geliş tarihi 1956 yılında Beyoğlu’nda Bakkal Ömer amcasının yanında Taksim İlkokulu’nda okumuş, iş hayatı, ilkokulun akabinde babasının icazeti ile Tatko Şirketi’nde rot balans çırağı olarak başlamıştır. 17 yaşında şimdiki hayatta olan eşi Zeynep Ayık’la 1966’da evlenmiş, hayatta olan iki erkek bir kız üç çocuk babası, üç erkek bir kız torun sahibidir. Askerliğine kadar Tatko şirketinde çalışmış, vatani görevi sonrası Mecidiyeköy’de bulunan Keçeli kardeşlere ait işyerinde rot balans ustası olarak çalışmış, 1982 yılında Darülaceze Caddesi No:6 Şişli adresinde “Rafet Ayık Rot Balans Yağlama, Yıkama, Oto Lastik Satış” adlı kendi mülkü olan yerde iş yerini açmıştır. Ta ki 1991 yılına kadar işlerini büyütmüş ve bu arada sayısız eş ve dost edinmiştir. 1991 yılından itibaren Dolapdere Sanayi Sitesi İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı yapmıştır. 1991’den vefatı 2011’e kadar 20 yıl aralıksız başkanlık yaparak arkasında devasa bir eser bırakmıştır. Rahmetli Rafet Ayık, Rot balans ustalığı, kooperatif başkanlığının yanında Eskiköy Köyü Derneği Başkanlığı, İTO Meclis Üyeliği, İstanbul Valiliği bünyesinde Organize Sanayi Bölge Başkanlığı, Doğanşar Dernekler Üst Kurul Yönetim Kurulu ve Zarasan A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği, Sivaslı İş Adamları Derneği üyeliği yapmıştır. Ayrıca renkli kişiliğine ve siyasi kimliğine Keçeli ailesi Orhan Keçeli ile başlamış, Sayın Tansu Çiller hanımefendinin döneminde Doğruyol Şişli İlçe Başkanlığı ve en son Demokrat Parti İstanbul İl Başkanlığı olarak noktalamıştır. Eski Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’i manevi babası, Sayın Demirel’de kendisini manevi oğlu olarak görmüştür. Şu anda hayatta olan 85 yaşındaki anne Raziye Ayık, canından çok sevdiği oğlu Rafet Ayık ile beraber tarifsiz acılar yaşamıştır. Şöyle ki, belki de Rafet Ayık’ın liderlik ruhunda bu acıların fırtınası derinden esmiştir.

 

 

Babanız ile kavgalı mıydınız?

Fırat Ayık

SORUN HER EVDE VAR

Aile içinde sorunlar herkeste var. Ama bu sebepten dolayı babam bunu yapacak insan değildi. Şerefsiz, hırsız değiliz, ama ticari olarak anlaşmazlığımız vardı. 

BABAM PANİK ATAKTI

Bir hafta süreyle görüşmedik. Bu süreçte panik atak durumları arttığını düşünüyorum. Fark ettiğimiz zaman teselli ediyorduk. Son zamanlarda belli etmiyordu, duygusal davranıyordu. Son olayda kimsenin bu konuda bir haberi yoktu. Muhtemelen panik atak durumunda yaptığı bir olaydı.

İNTİHARI TAMAMEN PLANLAMIŞ

Tamamen planlamış, organize etmiş. İpi alırsınız, gidersiniz kendinizi asarsınız bu başka bir şey. Düğün salonda çalışanla birlikte salonda oturuyor, kahvesini içiyor daha sonra birlikte çıkıyorlar. Sonra tek başına geri dönüyor, küçük bir ışık yakıyor. İpi gelin odasından sarkıtıyor. Tamamen planlamış.

AMCAMA ÇOK KIZMIŞTI

On yıl önce amcamız kendisini yedi katlı binadan aşağı atarak intihar etmişti.  Ama onun psikolojik sorunları vardı. Babam amcama çok kızmıştı. Nasıl böyle bir şey yapar diye. Babamın tırnağına bir şey batsa ortalığı ayağa kaldırırdı.

HASTANEYE BEN GÖTÜRDÜM

Kayıp dediler. Arabasının başında bekliyordum. Telefon açtım, cevap vermedi. Arabanın başındayım, kendimi de yakarım senide yakarım,  çık gel diye mesaj attım. Bizim böyle durumlarımız olmuştur. Çıkar gelir, salaklaşma derdi. Sonra kız kardeşim aradı. Hemen salona gittim. Merdivenden çıkarmışlardı. Kucakladım, hastaneye götürdüm. Bana yaşıyor demişlerdi ama üç saniye içinde ölmüş. Bu yolu nasıl seçtiğini anlamıyorum. Bu kendi kafasında kurduğu, planladığı bir durum.

 

Maddi sıkıntınız var mıydı?

BABAMIN NAKİT PARASI VARDI

Mustafa Ayık; Babam her zaman bankada nakit parası olan bir insandı. Uçan kuşa borcu olan biri değildi. Çiftliği kısa bir zaman önce aldık. Yatırılan para da tabiri caizse babamın çerez parasıydı. 30 hayvanımız var. Onu da bankadan kredi ile aldık. Devletin vermiş olduğu hayvancılıkla ilgili faizsiz krediden faydalanmak için kredi çektik. Dedikodu çok. Herkes bir hikâye uyduruyor. Kardeşimin yürüttüğü bir şirket, benim pazarlama araştırması yapan bir şirketim, bir de çiftliğimiz vardı. Devasa bir ticari durumumuz yok. Bizi zan altında bırakarak gitti.

 

MADDİ SIKINTIMIZ YOK

Fırat Ayık; Maddi sıkıntımız yok. 300 bin liraya kurduğumuz küçük bir çiftliğimiz var. 160 liraya yeri aldık, 140 liraya da hayvanları aldık. Neden, niçin, ne olmuş olabilir diye sorgulanıyor.

 

İntihar mektubu var mıydı?

BABAMI İPTEN ALAN BENİM

Mustafa Ayık; Babamı ipten alan, ilk gören kişi benim. Ne bir mektup, ne bir not var. Dışarıdan imrenilerek bakılan bir insandı. Herkes taşlamayı seviyor. Dostundan çok düşmanı vardı. Çekemeyen çok insan var. Her evde olan tartışmalar bizde de yaşanıyordu. Ama bu ekonomik krizden, iflastan kaynaklanmıyor. Bu yaptığı şeyi aklımız ermiyor. İnanmak istemiyoruz.  İnsanlar filmlerdeki senaryoları gerçek algılıyorlar. İntihar mektubu bırakmıştır diye söylüyorlar.

 

Neden Panik atak?

Fırat Ayık; Mehmet Amcamız rahmetli olduğu zaman problemi vardı. Ata erkil ailelerde erkeklerin bazı sıkıntıları olduğu zaman panik atak durumuna giriyorlar. Babam 65 yaşındaydı. Biraz liderlik durumunun geri düştüğü hissine kapılıyorlar. İlaçları ile ben ilgilenirdim. Şekeri ve kolesterolü vardı. Doktora götürmek mümkün değildi. Biz rahatlatırdık. Ticari yönden kaybetmeyi sevmezdi ama ticaret yapmayı da sevmezdi.

 

Fırat Ayık: Babam yalnız yaşayan bir insandı. Oğullarıyız ama onunla ilgili pek bir şey bilmezdik. O, herkesin her şeyini bilirdi ama kendi iç dünyasını hiç açmazdı. İçinde ki düşünceleri, fikirlerini kimse bilemezdi, kimseyle paylaşmazdı. İyi olun, doğru olun, dürüst olun derdi.

 

En son ne zaman görüştünüz?

Fırat Ayık; En son Pazar günü görüştük. Bazı dikteleri vardı. 40 yaşına geldiğim için dikteleri bana yapma derdim. Biraz üzüldü, sarıldık. Perşembe gününe kadar görüşmedik. Perşembe günü aradım cevap vermedi, sonra cesedi elime geldi. O bağırır, çağırır, söylerdi biz de dinleriz. Konuşmalar böyle geçer. Görüşemediğimiz süre de çiftlikteydim. Üç gün çiftlikte kaldım. Çiftlik ikimizin hayaliydi. Eğleniyorduk, kafa dinliyorduk. Para kazanmaktan hariç bazı değerleri elde etmek için yapılmış bir yatırımdır.

Mustafa Ayık; Salı günü beraberdik. Çarşamba günü telefonla görüştük. Yüz yüze görüşmesek bile telefonla görüşürdük. Zaten dip dibe oturuyoruz. Arada bir sorun çıkacak durum olsa, yan yana oturmayız. Aileyi taşıyan, onun adını taşıyan bizleriz. Biz babamızla kavga edemeyiz. Babam asar, keser, o der. Araya fitne sokmak isteyenler istediği gibi yorumluyorlar.

 

Sizinle ilgili söylentiler için ne dersiniz?

Fırat Ayık; Dostumuz kadar sevmeyenlerimiz de mevcut. Ben biraz asi yaşarım. Kıratın kişnemesi sahibindendir. Ben babamın oğluydum. Onun tabancası gibiydim. Bu durumdayken neden bizim yüzümüzden intihar etsin. Biz böyle bir aileydik. Üzüntümüzden mutluluk duyan insanlar var. Bunlar bitirdi zaten. Fitne, fesatlık var. Bir şey bilse de konuşsalar o zaman problem yok.

 

Son olarak söyleyeceğiniz nedir?

MEZARINA GİTTİM SORDUM

Fırat Ayık; Bundan 10 yıl önce amcamız yedinci kattan kendini atmıştı. Onun psikolojik sorunları vardı. O zaman ona da çok kızmıştı. Hem eleştiren, hem yapan insan olunca şaşırıyoruz. Biraz önce mezarına gittim, sordum; Neden? Babam içki içmez, sigara kullanmazdı. Gece hayatı yoktu. Akşam saat 9’da evdedir, sabah da 7’de evden çıkar. Bunalıma sokacak bir durumu yoktu. Mustafa Sarıgül Başkan cenazemizle çok ilgilendi. Ondan Şişli’de bir sokakta küçükte olsa babamın adının geçmesini istiyorum. Çıkmazda olsa bir sokağa isminin verilmesini istiyoruz.

BABAMIZA AĞZIMIZI AÇAMAYIZ

Ben 40 yaşındayım. Erkek kardeşim 30’unda bile değil. 16 ve 14 yaşında oğullarım var. Kız kardeşim daha küçük. Birde bana bu yükleri bırakarak neden gittiğini merak ediyorum. Büyükleri de olsam onsuz olmak çok kötü. Nefes alsaydı da yanımızda olsaydı. Babamıza ağzımızı açamayız ki. Bizi azarladığı zamanlara denk geldiyse insanlar kafalarında o şekilde bir soru oluşuyor.

HERKESE TEŞEKKÜR EDERİZ

Babamın son yolculuğunda yalnız bırakmayan tüm dostlara çok teşekkür ederiz.

 

Aile yakını ve akrabaları ile yaptığımız sohbet

ÜSTLENDİĞİ MİSYON AĞIR GELDİ

Rafet Ayık’ın yeğeni Metin Kurşun; Rafet Ayık, aktif, sosyalliği çok olan bir insandı. Birden fazla görevi üstlendiği için bir noktada ağır geldiğini düşünüyorum. Dernekçilik, üst kurul, valilik, İTO Meclisi, kooperatif, ilçe başkanlığı, eş dost, nişan, düğün derken hareketi çok fazlaydı. Bir şey soracağım zaman bir saat beklerdim. Bütün insanlarla diyalogu çok fazlaydı. Şu an şok geçiriyoruz. Bu işi en son yapacak insan oydu. Bizi yönlendirir, akıl verirdi.

BİR DALGINLIĞI VARDI

İki gün önce görüşmemize rağmen beni gördüğü zaman neden aramadığımı sorduğunda durumu algılayamadık. Basiretimiz bağlandı. Aklımızın ucundan geçmezdi. Her tarafa koşmak istiyordu. Bir duyuyorduk Sivas’ta, bir duyuyoruz Ankara’da, bir duyuyoruz Edirne’de oluyordu. Sosyal sorumluluklar ağır geldi. Bizi yönlendiren oydu. Bizim için çok büyük bir kayıp oldu. Resmen üzerimize dağ devrildi.

Şişli Belediye Başkan’ı Mustafa Sarıgül’e ve Zabıta Müdürü Adam Molla Bey’e ilgilerinden dolayı çok teşekkür ederiz.

 

İNTİHAR KELİMESİ BİLE YAKIŞMIYOR

Aile yakını Mustafa Eyüboğlu; Rafet Ayık’ı hastanede görmemiş olsam, yarın sokakta Rafet Amca ile karşılaşacağımı düşünürdüm. Rafet Ayık için intihar düşünülecek bir kelime değil. Asosyal, çevresi ile kavgalı bir insan olsa kondurabilirsiniz. Mahalleyi, Mecidiyeköy’ü bırakın, Şişli’ye çıktığında herkes tanırdı. Cenazesini gördünüz. Bu kadar sosyal bir insanın intihar etmemesi gerekir diye düşünüyoruz. Bu şekilde bir insanın intihar etmesi insanların kafasına sorular oluşturuyor. Bunun sebebini şu anda biz bulamıyoruz. Aile olarak bulmak istiyoruz.

BIRAKTIĞI YERDEN DEVAM

İlkokul mezunu olup da bu kadar yükselecek bir insan daha olduğunu sanmıyorum. Tansu Çiller’in döneminde Türkiye’deki ilkokul mezunu tek teşkilat başkanıydı. Hayatı tecrübelerle doluydu.

Şunu da özellikle belirtmek isterim ki; aile dimdik ayaktadır, birliktedir ve birlikte kalacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Kardeşlerin birbiriyle kötü olmasını isteyecek çok insan olacaktır. Ama tam tersine önceki olduğu gibi bundan sonra da öyle olacaktır. Milletin düşündüğünün aksine çocukların Rafet Ayık’ın bıraktığı işlere ve yardımlarda aynen devam edeceklerine inanıyorum.

 

NOT: Şişli Gazetesi’nin linki kullanılmadan haberin kullanılması halinde yasal işleme başvurulacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim