• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -1 °C

Özal, Özkök'ün telefonunu dinletti

Özal, Özkök'ün telefonunu dinletti
Metin Yalman: Turgut Özal'ı hiç bu kadar sinirli görmemiştim. Bir akşam Ertuğrul Özkök aradı. Turgut bey bana, "Metin, telefonun paralelini aç, konuşmamızı dinle" dedi.

15 Aralık 1989.
3 Eylül 2007.
İşte Metin Yalman'ın Çankaya yılları.
"Yukarı çıktığı zaman" aramıştı:
Ne olur birbirimizden kopmayalım.
"Çankaya'dan inince" yine aradı:
Ne olur kopmayalım.

Tasvir'de başlamıştı gazeteciliğe.
Sonra "Vatan, sonra Yeni İstanbul.
Sonra Dünya, sonra Hürriyet.
Yıllarca "beraber koştuk biz Meclis koridorlarında, Başbakanlık yollarında, Çankaya yokuşlarında, seçim meydanlarında."

* * *

1973'te Ankara'dan uzaklaştı.
Mesleği "başka bir kanalda" sürdürmeye başladı.
Önce Almanya'da, sonra Yunanistan'da "basın ataşeliği."
Ardından "merkeze" Turizm Bakanlığı'na dönüş.

Ve bir gün Başbakan Özal çağırdı:
- Metin benimle çalışacaksın.
- Emredersiniz efendim... Ama...
- Ne demek ama?.. Bir sorun mu var?
- Sayın Başbakanım, ben ANAP'lı değilim de.
Turgut bey kahkahayı bastı:
- Daha iyi ya... Seninle ilgili yeterince bilgim var... Artık yanımda olacaksın.

Turgut Özal Çankaya'ya çıkınca, Metin Başbakanlık'ta kaldı.
Bir süre geçince Özal yine aradı:
- Metin seni Çankaya'ya alıyorum.
- Emredersiniz sayın Cumhurbaşkanım.

Özal'la, Demirel'le, Ahmet Necdet Sezer'le çalıştı.
3 Eylül 2007'de de "elveda Çankaya" dedi.
Yıllar sonra "aramıza hoş geldin Metin Yalman."


Ahmet Necdet Sezer: "Bak kardeşim yazmışlar"


Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı seçilip de göreve başlayınca...
Teker teker "personelle" tanışır.
"Sıra" Metin Yalman'a gelir.
Yalman "kendini tanıtıp, yaptığı işi anlatır" ve...
- Sayın Cumhurbaşkanım, her an görevden ayrılabilirim... Takdirlerinize arz ederim.
- Hayır... Görevinize devam ediniz.
Metin Yalman:
- Sayın Sezer çok kibar insan... Ne zaman odasına girsem ayağa kalkardı... Odasından çıkarken kapıya kadar uğurlardı... Ve sık sık da sorardı: Eşiniz nasıl, çocuklarınız nasıl?

- Ya medya konusu?
- Biliyorsun, mesafeliydi... Hiç demeç vermedi... Gazeteleri eksiksiz okurdu.
- Eleştirilere ne derdi?
- Pek renk vermezdi... Şunu söylerdi: Bak kardeşim yazmışlar.

Basına kızmayan adam: Süleyman Demirel

Özal ölüp de Çankaya'ya Süleyman Demirel çıkınca...
Metin Yalman ceketini ilikleyip "huzura" varmış:
- Efendim yüksek müsaadenizle ben ayrılmak istiyorum.
Demirel "hele önce şuraya bir otur" demiş.
Çay söylemiş.
Sonra da:
- Nereye gidiyorsun kardeşim?.. Git işinin başına... Otur oturduğun yerde... Daha önce ne yapıyorsan, aynısını yapmaya devam et.
Metin Yalman:
- Demirel eşimi, çocuklarımı isim isim bilirdi... Sık sık ailemi sorardı... Bir gün dedi ki: Kızının nikah şahidi ben olacağım.
- Ya medya ilişkileri?
- Çok ilginç... Hiç kızmazdı... Gazetede eleştiri çıkar... Bazen eleştiri boyutunu aşar, neredeyse sayın Cumhurbaşkanı'na hakaret ölçüsünde... Bakardım, hiç renk vermezdi.
- Kızdığında ne derdi?
- Derdi ki... Onlar gazeteci... Onların da işi bu.
 
Metin Yalman Özal'ı anlatıyor
 
 
Rahmetli çok çalışırdı. Tontondu, dünya tatlısıydı.
Bazen gece saat 02.30'da çağırdığı olurdu.
Yine bir gece uykusu kaçmış, beni çağırdı:
- Metin golf oynayacağız.
- Bu saatte mi sayın Cumhurbaşkanım?.. Ben golf bilmem ki... Hem nerede oynayacağız.
Kahkahayı bastı:
- Bilgisayarda oynayacağız.
Başladık bilgisayarda karşılıklı golf oynamaya.
Bu sırada önünde kuru ekmek vardı.
Hem oynuyor hem de ekmek yiyordu.
Bir ara ekmeğin içinden bir parça kopardı:
- Al sen de ye.
Gazeteleri geceden okurdu.
Çankaya Köşkü'ne gazetelerin taşra baskıları geliyor.
Yine okumuş, gece beni çağırdı.
Kızgındı, küplere binmişti, gazeteyi gösterdi:
- Al, bak, ne yazmışlar gör.
Gazetenin manşeti "Özal yurtdışına kaçacak" şeklindeydi.
Turgut Özal'ı hiç bu kadar sinirli görmemiştim.
Bağırdı:
- Ben vatanımdan ne diye kaçayım?
Rahmetli esprili, renkli insandı.
Bir akşam Ertuğrul Özkök aradı.
Turgut bey bana "Metin, telefonun paralelini aç, konuşmamızı dinle" dedi.
Ertesi gün Ertuğrul Özkök bana telefon etti:
- Metin, dün gece senin patronla konuştum.
- Biliyorum.
- Ama uzun konuştum... Şunları.....
- Hepsini biliyorum... Kelimesi kelimesine.
- Nasıl olur?
- Turgut bey paralelden bana dinletti.



SABAH

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim