Kültür Meselesi!!!

Üniversite yıllarımda, toplumsal yapı ve kültürel konularda araştırma yapan bir hocamla bir sohbetimde hocam bana şu hikâyeyi anlatmıştı.

Kültür; bir toplumun, dili, yemekleri, dokumaları, el sanatları, yaşam biçimleri, gelenek ve göreneklerinin bütünüdür.

 

Dokuma sanatları konusunda neredeyse ülkenin her köşesinde yapmış olduğu araştırmalar neticesinde belki de yüzlerce yıllık kilimlerdeki benzerlik ve Bursa’da aynı motifler aynı desenler ve aynı şekillerde kilim dokuyan kadınla, aynı dili konuşmasa bile Hakkâri’de aynı kilimi aynı motiflerle dokuyan kadına ve kültürün sadece konuşulan bölgesel ağız ya da şiveye bağlı kalmadığına dikkati çekmişti. Yöreler arasında dilde değişiklikler olsa da yemekler aynı, kilimler aynı, gelenekler aynı ve inanışların aynı olduğu gibi ayıplarda aynıdır. İşte ortak kültür böyle bir şeydir demişti.

 Bir toplumu bir arada tutan en önemli özellikte ortak kültürün varlığıdır. Kültürel değerler unutulup yok edilmeye başlayınca da toplum dağılmaya ve birliktelikler bozulmaya başlar.

Bizler gördük, öğrendik ama en az bizim kadar görmeye, öğrenmeye bizden sonra ki nesillerinde hakkı var.

Bizim babalarımızın atalarımızın kültürünün bir parçası olan atları, (Atları savaşta kullanan ilk toplum Türklerdir.) nalbantçılığı, semerciliği, eyerciliği, kalaycılığı, hattat sanatını, kirman eğiren kadınları (yün tiftiğinden iplik yapan kadınlar) gümüş işlemeciliğini, demir döven adamları ve kilim dokuyanları vs… Onlarda görüp tanımalılar.

Süsleme ve hediyelik eşya alanında bugün bir kalaylı su testisinin ya da dövülerek yapılmış bir kapı horozunun yabancı turistler tarafından kapış kapış alınan eski kilimler gibi alınmamasının hiçbir nedeni yoktur!

Eğer bugün hem devlet hem de özel sektör bu konuya daha fazla ağırlık verir, eğerciler, semerciler vesaire yetiştirilir ve bu işin ticareti yapılarsa; o zaman bu işten para kazanmış olduğumuz gibi kültürümüzü dünyaya tanıtmış olduğumuz gibi çocuklarımıza da öğretmiş oluruz.

Kaşgarlı Mahmut’un bir sözü var: ‘Tanrı, bu topluma Türk adını verdi ve onları dünyaya hükümdar kıldı.

Artık dünyaya hükmetmenin yolu, dünyaya kültürünü öğretmekten ve zenginlikten geçiyorsa, biz de kültürel zenginliklerimizi koruyup hem dünyaya hem de yarınlarımıza öğretelim.

Dilimiz bozulmaya başladı, ata baba yadigârı sanatlardansa neredeyse eser yok, Fast food kültürüyle birlikte annelerimiz yemek yapmayı bırakır oldu ve çocuklar artık yemek pişirmeyi öğrenemiyor vs. vs… peki bu çocuklar neyi öğrenecek? Biz kültür mirası olarak çocuklarımıza neyi bırakacağız?

El âlem dünya kültürünü korumaya çalışırken, biz kendi kültürümüze sahip çıkamıyoruz! Unesco’ya yapılan 5 milyon dolarlık bağışı yetmiş milyona bölsek kişi başına 0,70 kuruş düşmez, yapılan bağışı ve bu tür harcamaları eleştirenlere sormak gerek, bu para çok mu? Onlar dünya kültürünü korumaya çalışıyorlar; peki ya siz kültürünüzü korumak, çocuklarınıza öğretmek adına ne yapıyorsunuz?

Bir topluma adını verip varlığını bildiren şey o toplumun kültürüdür. !denizbatu!


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.