• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -3 °C

İnsan neden horlar?

İnsan neden horlar?
Rahatsızlık vermesinin yanı sıra horlamanın bazı hastalıkların da belirtisi olabileceği belirtildi.

Horlamak sadece kişinin kendisini değil aynı zamanda çevresindeki kişilerin de rahatsız olmasına neden olur. Bunlardan en sık görüleni halka arasında uyku apnesi olarak bilinen Obstrüktif Sleep Apne Sendromu (OSAS). Op. Dr. Engin Aktaş horlama ve OSAS hakkında en çok merak edilen sorularımızı yanıtladı.

Horlama nedir?

Horlama çevresinde sert destekleri olmayan üst hava yollarının direncinin artmasıyla oluşan seslerdir. Bu seslerin kaynağı yumuşak damak, uvula olarak adlandırılan ufak dil, bademcikler ve plikalar, dilkökü ve yutak kaslarındaki titreşimlerdir. Yumuşak damak ve uvulanın büyük ve sarkık olması, dil kökünün normalden daha şişkin olması, bademciklerin ve geniz etinin aşırı büyümesi, kilo alımıyla birlikte yutak doku kitlesinin artması, çeşitli nedenlerle (rinit, sinüzit, deviasyon veya alt burun eti büyümeleri) oluşan burun tıkanıklığı horlamaya neden olabilir.

Ne kadar sıklıkta görülür?

Horlama şikayetine toplumda sanıldığından da fazla rastlanmaktadır ve yaş ile arttığı gözlenmektedir. Her 4 erkekten birinde horlama gözlenirken kadınlarda bu oran 6-7’de birdir. Ancak erkeklerde yaş ilerledikçe bu oran %50’leri geçmektedir. Kilo artışı ile horlama arasında da yakın bir korelasyon vardır.

Horlama başka hastalıkların işareti olabilir mi?

Horlama genellikle çevreyi rahatsız eden sosyal bir problem olarak algılanmaktadır. Ancak horlama ile birlikte olabilen Obstrüktif Sleep Apne Sendromu (OSAS) kişinin hayat kalitesini oldukça düşüren ve bazen yaşamını tehdit eden ciddi bir hastalıktır. OSAS horlama ile birlikte uyku sırasında geçici solunum durma atakları olarak tarif edilebilir. OSAS’ın ana semptomları horlama, uykuda solunum durması olarak adlandırılabilecek “apne” ve gündüz aşırı uyku halidir. OSAS’da horlama değişmez bir bulgudur ve sık tekrarlayan apnelerle kesilmesi tipiktir. Bu hastaların eşleri ve yakınları gürültülü horlamanın, düzensiz aralıklarla durduğunu ve o sırada kişinin nefes alamadığını, ardından derin bir nefes almayı takiben horlamanın tekrar başladığını ifade ederler. Solunum durma süresi genellikle 10 - 60 saniye kadardır. Bu hastaların bir başka sorunu gündüz aşırı uyku halidir. Gece tekrarlanan apne ataklarıyla uykunun bölünmesi ertesi gün aşırı uyku ihtiyacını doğurur. Bu insanların neden oldukları trafik, ev ve iş kazaları normal insanlara göre 2 - 7 kat fazladır.

OSAS’lu hastalarda ayrıca uykuda boğulma hissi, atipik göğüs ağrısı, kalpte ritim bozuklukları, kalp sorunları, hipertansiyon, akciğer sorunları, uyanınca baş ağrısı, karar verme yeteneğinde azalma, hafıza zayıflaması, karakter ve kişilik değişiklikleri, çevreye uyum zorluğu, depresyon, psikoz, libido azalması, empotans, ağız kuruluğu, gece terlemesi görülebilir.

OSAS nasıl teşhis edilir?

Horlama veya uykuda geçici solunum durma atakları yaşayan hastalara öncelikle ayrıntılı bir Kulak Burun Boğaz muayenesi yapılmalıdır. Horlama ve OSAS’a neden olabilecek anatomik problemler böylece belirlenebilir. Ancak her horlayan hastada OSAS gelişmez. OSAS’ın gerçek tanısı polisomnografi denen tüm gece uyku analizi ile konulabilir. Hastanın vücuduna tespit edilen bazı elektrotlar ve alıcılar vasıtasıyla gece boyunca birçok parametrenin (Burun ve boğazdaki hava akımı, göğüs ve bacak hareketleri, kalp ritmi, kandaki oksijen oranı, beyin aktivitesi, apnelerin sayısı ve süresi...) belirlenebildiği polisomnografik tetkikle hem hastalığın tanısını koymak hem de derecesini belirlemek mümkündür.

OSAS nasıl tedavi edilir?

Horlayan kişilerde öncelikle bazı genel önlemler almak gerekir. Zayıflama, alkol ve sigara kullanımının engellenmesi, uykuyu ağırlaştırıcı etkisi olan ilaçların kesilmesi, yatış pozisyonunun değiştirilmesi (sırtüstü yatmak her zaman horlamayı arttırır), her hastaya önerilmelidir. Horlama ve OSAS’lı hastalarda hastalığın derecesine göre burun, yumuşak damak, uvula, bademcikler, dil kökü ve çene kemiğine müdahale etmeye olanak sağlayan cerrahi teknikler mevcuttur. En sık kullanılanı elektrokoter, radyofrekans koter veya lazer kullanılarak yumuşak damak ve uvulaya yönelik uygulanan UPPP ameliyatıdır. Her tekniğin kendine göre avantajları ve dezavantajları mevcuttur ve hastaya yönelik bir teknik belirlenmelidir. Örneğin lazer yardımıyla yapılan cerrahide ameliyat sahası daha az kanlı olmasına rağmen, ameliyat sonrası ağrı oldukça fazla olmaktadır. Cerrahi düzeltme ile yanıt alınamayan veya cerrahi olarak düzeltilecek sorunu olmayan hastaya uyku sırasında pozitif hava basıncı uygulayan aygıtlar (CPAP) kullanılabilir.

Her horlayan kişi potansiyel olarak OSAS’na adaydır. Bu yaşam kalitesini bozan ve aynı zamanda bazı hastalarda yaşam süresini kısaltan hastalığın vakit geçirmeden tanısı konulmalı ve tedavisi gerçekleştirilmelidir. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim