• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 3 °C

FAŞİZME GİDİYORUZ

FAŞİZME GİDİYORUZ
“Ey Türk gençliği birinci vazifen, Türkiye cumhuriyetini...”

BİR süre önce Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can’la ilgili analiz yaparken, “Alman Anayasası’ndan çok, Weimer Anayasası’nın nasıl delindiği” konusunda uzman olabileceğini belirtmiştik.
Haklı çıktık...
Adamın şimdi tek uğraşı, öyle görünüyor ki Türk Anayasası’nı bir şekilde delik deşik etmek...
AKP’nin kapatılmasıyla ilgili davada hazırladığı raporda, Türk Anayasası’nın maddelerinden başka her şey vardı.
Şimdi yaptığı, bunun bin beteri...
“Anayasa Mahkemesi’nin kararını dinlemeyin”
diyor. “Yok sayın” diyor.
İşin kötüsü AKP’nin Çankaya’ya çıkardığı ve her hareketinden Milli Görüş kokan cumhurbaşkanı da “Tartışılsın” diyor...
İkinci facia da bu...
Belirli bir zihniyetin Türkiye’yi nerelere sürüklemek üzere olduğunu hala anlamayanlar var...
Biz anlatalım...
Köln’deki eğitimini, Milli Görüş’ün merkezi Kerpen ile yurt arasında geçiren Osman Can’ın dayandığı görüş, “Hitler’i en kanlı diktatör haline getiren, Weimer Anayasası’nı rafa kaldırtan” görüştür.

Bu görüş, faşizmin temelidir...

ALMAN ANAYASASI’NA KONULAN HAK

“AKP’nin Feneri Böyle Söndü” ve “Polis Dosyası’nda Çifte Başbakan” isimli kitapları birlikte yazdığımız, bunun için de başımıza gelmedik iş kalmayan arkadaşım Vedat Ali Aydın uyardı.
Özellikle de, Alman Anayasası’nın direnme hakkı ve buna neden olan olaylarla ilgili...
Sevgili Vedat’ın da haklı uyarısı doğrultusunda konuya, Osman Can’ın neden böyle demiş olabileceğini araştırarak girelim dedik.
Ve üstte belirttiğimiz “temel”e ulaştık.
Sırayla gidelim...
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kazananların yönlendirmesiyle hazırlanan Alman Anayasası’na bir “direnme hakkı” konuldu.

Anayasanın 20/4 maddesi, “Bu anayasa düzenini ortadan kaldırmak isteyen herkese karşı, başka bir çözümün bulunmaması halinde, bütün Almanlar direniş hakkına sahiptir” der.
Atatürk’ün Türk gençliğine verdiği göreve benzer bu...
Bireyin, devleti yönetenlerin çılgınlığına karşı korunmasını da amaçlar...
Son bir korunma önlemidir ve hükümete ya da devletin bir birimine değil, Alman halkına verilmiştir.

ONLARA GÖRE ‘MİLLİ İRADE’ YANILMAZ

Verilmesinin nedeni de, Adolf Hitler’i kanlı bir diktatör yapan anayasa hukukçularının hocası sayılan Thomas Hobbes (1588- 1679) ve Jean Jacques Rousseu (1712- 1778) adlı iki “toplum sözleşmesici” filozofunun görüşlerinin doğurduğu korkunç sakıncaları önlemektir.
Hobbes ve Rousseu, milli irade dediğimiz genel iradenin yanılmaz- yanlış yapmaz olduğunu kabul eder.
Onlara göre, milli iradeye karşı bir direnme olamaz...

Milli irade, hukuka aykırı işlem yapıyor olamaz... Milli iradenin yaptığı her iş “peşinen” doğrudur.
Bu iki filozofu baz alan demokrasiler, demokrasi olmaktan çıkmış ve baskıcı rejimlere dönüşmüştür.
Dediğimiz gibi, o Hitler’i de Hitler yapan bu milli iradeydi...
Yanıltılmış milli irade...

Hukuk literatüründe bu tür demokrasilere de zaten, “Rousseu’cu Demokrasi” ya da “Hobbes’ci Demokrasi” adı verilir...
İşte Osman Can’ın savunduğu aynen budur.
O bir otorite istemektedir. Kendisini Köln’de okuttuğu belirtilen sistemden doğan bir otoritenin tam anlamıyla başa gelmesini istemektedir...
Bu oyun tehlikeli bir oyundur.
Anayasa Mahkemesi’nin kararını yok saymak, milli iradenin her şey olduğunu savunmak, demokrasi değildir...
Faşizmdir...

DİRENME HAKKI TÜRK GENÇLİĞİNİN

Buna karşı geliştirilen görüş ise, başta belirttiğimiz “Direnme Hakkı” kavramının yaratısıcı İngiliz Filozof John Lock’un (1632-1704) görüşüdür.
Locke, ‘’Two Treatises of Goverment’’ adlı eserinde, adil bir hükümetin, ‘’doğal hakları’’, ‘’Özgürlüğü’’ ve ‘’mülkiyeti’’ korumasıyla mümkün olabileceği tezini ortaya atar.
Lock’a göre, ‘’devlet, birey ile yaptığı toplum sözleşmesinde bu hakları ihlal ederse, bireyin bu sözleşme ile bağlı olmama- direnme’’Widerstand’’ hakkı vardır.’’
Hitler’in yarattığı vahşetten sonra Alman Anayasası’na bu hakkın konulması da boşuna değildir.
Türk Anayasası’nda bu hüküm olmadığına göre...
Yani, Anayasayı ve ileride cumhuriyeti, onun ilkelerini yok sayacak bir zihniyet hızla ilerlediğine göre, tek görev yine Atatürk’ün işaret ettiği kişilere düşüyor...
Neydi o;
“Ey Türk gençliği birinci vazifen, Türkiye cumhuriyetini...”

Ali Gülen

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim