• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C

"EN İYİ REHA MUTLU ANLATTI"

"EN İYİ REHA MUTLU ANLATTI"
Her kalem Ufuk Güldemir'i anlattı ama Reha Muhtar; bir başka anlattı: "Yaşam vasatlar için cennet; zeki, farklı, iddialı ve tutkulular için cehennemdir..."

Türk basını bir gazetecisini yitirdi: Ufuk Güldemir !

En usta kalemler Ufuk Güldemir'i anlattı.

Birbirinden ünlü kalemler duygularını ve düşüncelerini ifade ettiler.

Türkiye'ye Ufuk Güldemir'i anlatırken tarihe de not düştüler.

Ancak bütün bu yazıların arasında birisi vardı ki; Ufuk Güldemir'i "en iyi o anlattı"..

O yazı Reha Muhar imzasını taşıyordu.

Yazı hem Ufuk Güldemir'i ve başarısının sırlarını anlatıyor hem de Reha Muhtar'ın neden başarılı olduğu gerçeğini anlatıyordu.

İşte Reha Muhtar'ın yazısı...

* * *

UFUK “CENNETTE YERİM HAZIR” DEMİŞTİ...


Zeki, farklı, iddialı ve tutkulu insanları vasatlar zaten sevmez, çünkü kendilerinden değillerdir...

Vasat dayanışmaların içine alınmaz o insanlar ve yalnız kalmaya mahkumdurlar...

Kendileri gibi, farklı, iddialı ve tutkulu insanlarla beraber olmaları da çok zordur, çünkü bir yerde birbirlerinin ayağına mutlaka basmak zorunda kalırlar...

Pelerin tipi yeşil bir paltosu vardı, onu giydi mi gri Ankara’nın hava kirliliğiyle katmerlenmiş derin griliğinde “kim bu farklılık?”sorusunu uyandırırdı ...

Farklı olmayı severdi, sürüden olmayı kendine yediremezdi...

Sürüden olanı, sürüden davrananı, sürüdeki gibi konuşanı sevmezdi ve küçümserdi...

Bir gün yine çok heyecanlanmış dönüp bana, “bize çok iyi hayat yaşıyoruz diye bok atıyorlar” demişti, “Ama bilmiyorlar ki, her şeyi kaybetme riskini göze alıp hayata sıfırdan başlama cesareti gösterdik... Risk alan kazanır, çünkü kaybetmeyi göze almıştır... Onlar kaybetmeyi göze alamadılar, onun için kazanamıyorlar...”

İkimiz de Ankara’da başlamıştık gazeteciliğe...

Gencecik yaşlarda ben Atina’ya, o Washington’a yollanmıştık...

O kentlerden İstanbul’a döndüğümüzde bir karar vermemiz gerekiyordu...

Ya bildiğimiz yere Ankara’ya gidecek ya da İstanbul’da sıfırdan başlayacaktık...

Washington’dan geldiğinde cebinde 30 doları vardı...

Ve cebinde hiçbir şeyi yokken, bildiği bir işi yaparak durumunu sağlamlaştırmayı değil, hiç bilmediği televizyon haberciliğine girişerek yepyeni bir maceraya atılmayı yeğledi...

Ben bir öğle yemeği parasına televizyon programı yapmaya başlarken, o cebindeki 30 dolarla televizyon haberciliğine sıfırdan başlamıştı...

“Risk alan kazanır, çünkü kaybetmeyi göze almıştır... Onlar kaybetmeyi göze alamadılar” diyordu...

***

Sürüyü sevmezdi, sürüden olanları sevmezdi, sürüden gibi konuşanlardan hazetmezdi ve onun için herkesin yaptığının aksini yapmaktan zevk alırdı...

Zekasını sınıyordu, zekasından keyif alıyordu...

Herkesin dediğini değil, kendi bildiğini yapmaktan tat alıyordu, aslında o onu farklılaştırıyordu...

Tıpkı gri Ankara’nın hava kirlilğine karışmış katmerli griliğinde, pelerin tipi yeşil paltosuyla farklılaştığı gibi...

Bir gün yine başbaşa dertleşirken, “ben cennetliğim” demişti...

Anlamamış “yine ne yumurtlayacaksın?” gibisinden suratına bakmıştım...

“Bilemezsin neler çektiğimi... İnan bu yaşadıklarımın karşılığı cennette yerim hazır...” demişti...

Buna gerçekten inanmıştı...

Ne olmuştu da mekanının cennet olacağına karar vermişti, söylemem...

Onunla ilgili gizli bir şey kalsın diye değil, yaşayanlara saygısızlık etmek istemememden...

Onu çok iyi biliyorum, şimdi o bulunduğu yerden bu olayın daha fazlasını söylememi istemiyor...


***

Farklı, iddialı ve tutkulu insanlar yalnızdırlar...

Vasat onları benimsemez...

Kendileri gibi olanlarla da mutlaka birbirlerinin ayaklarına basacaklarından çatışırlar...

Onun için yalnızlığa mahkumdurlar...

Ufuk da hayata yalnız başladı, yalnız yürüdü, zirveleri ve yerin dibini yalnız başına gördü...

Ama son yıllarında müthiş bilge bir hal almıştı...

Artık kendisi gibi tutkulu, iddialı ve farklı insanlarla iletişim ve sinerji kurabilmeyi başardı...

Kendi gibi olanlarla her zaman kavga etmek zorunda olmadığını fark etti ve çok bilge bir değişimin altına imza attı...

Bir, iki kişi hariç zamanında onun ayağına basmış olanları bile sağnak altında bırakmadı, onlara şemsiye oldu...

Dostluk elini uzattı...

Gözümün önünde “benim mekanım cennet” dediği bir bahar öğleden sonrası var...

Bir de birkaç gün önce gördüğüm, beyaz sakallı nur yüzlü gülüşü...

Hoşçakal kardeş...



  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Güncel Müftülük Haber İçin Tıklayın25 Eylül 2018 Salı 19:32
  • Otomatik Kapı Ve Bariyer Modelleri24 Eylül 2018 Pazartesi 16:54
  • İnternet Reklamcılığı İle Gücünüze Güç Katın06 Eylül 2018 Perşembe 22:24
  • Paykasa İle Güvenli Ödemenin Kolaylıklarını Yaşayın06 Eylül 2018 Perşembe 16:59
  • Orjinal Bayan Tester Parfümler03 Eylül 2018 Pazartesi 22:01
  • Futbol Neden Çok Sevilir?26 Ağustos 2018 Pazar 21:14
  • En İyi Moto Kurye Taşıma Firması19 Ağustos 2018 Pazar 00:51
  • Düğün Albümü İçin Dış Çekim Fiyatları13 Ağustos 2018 Pazartesi 16:22
  • 24 saat sudan çıkmadan 301 ton ağırlık kaldırdı.04 Ağustos 2018 Cumartesi 22:21
  • Giyinme Odası Nasıl Tasarlanır?03 Ağustos 2018 Cuma 20:49
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim