|
|
Boğaziçi'nin derinliklerine örülen Çelik ağlar
|
1940'lann sonlan... İkinci Dünya Savaşı henüz sona ermiş, dünya ABD ve Sovyetler olmak üzere iki kutba aynlmışür. ABD hem Sovyetier'in sıcak denizlerine inmesini hem de denizaltılann ABD kıyılarım vurmasını engellemek için müthiş bir plan yapar Manbul Boğaz'ı ise planın kilit noktasıdır.
|
|
Tarih: 5 Mart
2010, 11:57:51
|
1946
Mart'ında yani İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından Truman ve
Churchill, Georgia'nm şirin kasabası Fulton'da buluşurlar. Mart ayının
keskin rüzgârı iki devlet adamının da yüzünü bir ustura gibi okşarken,
dünyada estirdikleri soğuk rüzgâr 9 Kasım 1989 Berlin'e kadar sürer.
Churchill'in meşhur Fulton konuşmasında ilk defa bahsi geçen "Demir
Perde" ifadesi aslında yeni başlayan bir mücadelenin, "Soğuk Savaş"ın
habercisidir. Bu konuşmanın ardından Adriyatik'ten Baltık'a kadar
sosyalist ülkeler "Demir Perde"yi oluşturur. ABD ise iki sene sonra
1948'de Demir Perdeyi başka bir yere, İstanbul Boğazı'na inşa edecektir.
1948 - İstanbul, İstanbul Boğazı'nın derinlikleri
Hiroşima
ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları Dünya Savaşı'na kesin nokta
koyarken, ABD savaşta önemli kayıplar vermesine rağmen galip ayrılan
Ruslar'dan endişe duymaya başlar. Nazi tehlikesi geçmiş ama kominizim
ciddi bir tehdit olarak varlığını sürdürmektedir. ABD'nin Rusları
tehlikeli görmesinin diğer bir nedeni de Moskova'nın nükleer bomba
çalışmalarına başlamış olmasıdır. "Hiroşima'da yasanlar günün birinde
Los Angeles için de geçerli olabilir" mantığı devreye girer. O
yıllardaki yegâne Sovyet stratejisi bugün bile tartışılan bir
politikadır. Putin'in başucunda resmi bulunan efsanevi Rus Çarı Deli
Petro'nun 1700'lü yılların başında uygulamaya koyduğu "Ruslar sıcak
denizlere inmelidir" düsturunu Sovyet hükümetinin şimdi olduğu gibi o
yıllarda da benimsemiş olduğu göz çarpmaktadır. Yani asıl korku Ruslar'm
"sıcak denizlere inmesfdir. Amerikan hükümeti Sovyetler'in nükleer
silahlarını ABD topraklarına ulaştırma ihtimalini göz önüne alır. En
önemli ayrıntılardan biri, nükleer başlıklı füze taşıyan bir Sovyet
denizaltısının İstanbul ve Çanakkale Boğazı'ndan geçerek ABD'yi vuracak
olmasıdır. ABD acil önlem paketini devreye sokar. Plan basittir. Boğaz'a
çelik halatlar gerilerek Rus gemilerinin geçişi engellenecektir.
1948'de Boğaziçi'nin derinliklerine çelik halatlar gerilir. Boğaz,
Anadolu Kavağı ve Yenimahalle Orduevi'nin bulunduğu noktalardan dibe
kadar çelik ağlarla örülür. Bir sene sonra ise korkulan olur. Stalin,
ilk atom bombası denemesini yaparak bir kez daha ABD başta olmak üzere
tüm dünyaya gözdağı verir. Artık Sovyetler "Büyük Güç"ten "Süper Güç"
statüsüne yükselmiştir. O yıllar iki ülkenin de nükleer bomba
taşıyabilen denizaltısı yoktur ama birkaç yıl içinde sessiz sedasız
göreve çıkmaya hazır hale geleceklerdir. Beklenen olur ama ABD'nin
fikriyle Boğaz'ın derinliklerine gerilen çelik halatlar iyi bir koruyucu
önlem olmuştur. Atom bombası taşıyan deniz altılar Boğaziçi'ni geçemez.
Hatta yıllarca geçemez. Rus donanmasının kıtalararası balistik füze
taşıyan 26 stratejik, 72'de taktik denizaltısmdan birçoğu, o dönem
Boğaz'daki çelik perdeyi aşamadıkları için Anadolu Kavağı önlerinden
tornistan edip soluğu Karadeniz'de alırlar. Buna rağmen ABD hâlâ rahat
değildir.
1963 - İstanbul, Deniz Kuvvetleri - İstanbul Boğaz
Komutanlığı
ABD karşısındaki süper güç Sovyetlerden
çekinmektedir. Tek güvencesi çelik ağlardır. Ancak çelik halatları
denetleyecek ve kazara ağları aşan Rus denizaltılarıyla Boğaz'ı geçmeden
su altında taarruz edecek Türk birlikleri yoktur. Aslında Türk
ordusunun su birlikleri mevcutsa da su altı timleri yoktur. Türk SAT'ı
(Sualtı Taarruz), bir anlamda ABD'nin nükleer korkusunun bir ürünü
olarak ortaya çıkar. ABD kendi çıkarları doğrultusunda baskın, sabotaj,
savunma ve istihbarat yapacak bir birliğin acil bir şekilde kurulmasını
ister. İki süper güç arasındaki nükleer gerilim doruk noktasına
çıkarken, 1963 yılında Türk SAT'ının kurulmasına karar verilir. ABD'ye
gönderilen Türk subaylar, Binbaşı Bob Gallagher'dan tam donanımlı bir
eğitimden geçerler. Türk subaylar, birçok konuda eğitim alır ve şu an
dünyanın en iyileri olarak kabul edilen Türk SAS ve SAT komandolarının
temelleri atılır. Ayrıca o yıllarda Türk subayları bir nevi sanayi
casusluğu yaparak Amerika'nın kullandığı "beyaz fosfor" denilen ve 800
bilye atan mayınlarını, silahlarını ve patlayıcılarını da uçakla
Türkiye'ye kaçırır. Ülkeye dönen birlikler Beykoz'da stratejik öneme
sahip Mania Grubu'na tayin olur. Boğaz'ın altından gelecek her türlü
saldırıyı önlemeye hazır durumdaki bu grup, Rus tehdidiyle karşılaşırsa
ilk sıcak teması sağlayacak denizde, denizaltında, havada ve karada
aralıksız savaşacaktır.
1968 - İstanbul, Boğaziçi
Gelişen
teknolojiyle çelik ağlar işlevini yitirir. Denizaltı takip ve imha
sistemleri de ortaya çıkınca ağlar 1968'de sökülür. Soğuk Savaş
döneminden kalma Mania Grubu ise hâlâ görev başında ve Boğaz'ın herhangi
bir aksi durumda kalması halinde iki saat içinde çelik perdeyle
kapatılabileceğini söylüyor. Neticede Demir Perde yıkılmış olsa bile
İstanbul Boğazı'na inen perde tamamen kaldırılmış değil.
|
|
|
|
| ANKET |
|
Referandumda oyunuz ne olacak?
|
|
|
|
|
|
|
| DÖVİZ KURLARI |
|
Alış |
Satış |
| USD |
1.5033 |
1.5106 |
| EUR |
1.9179 |
1.9272 |
| GBP |
2.3080 |
2.3201 |
|