• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 16 °C

Çocuk gelişimindeki gecikme depresyon habercisi mi?

Çocuk gelişimindeki gecikme depresyon habercisi mi?
Stres, üzüntü ve olumsuz yaşam olaylarına karşı verilen duygusal, zihinsel ve davranışsal değişimlere neden olan depresyon, çocukluk döneminde de görülüyor. Uzmanlar uyarısına göre bebekler bile depresyona girebiliyor

Psikolog Hande Sinirlioğlu Ertaş, çocuk psikolojisinde en sık karşılaşılan sorulardan birinin çocukların depresyona girip girmediği olduğunu belirtti. Ertaş, çocukların ve hatta bebeklerin de depresyona girebileceklerini söyledi. Ertaş, şöyle konuştu: “Her yaş dönemine ait tetikleyici yaşam olayları ve depresyon semptomları farklı olmakla birlikte ilk çocukluk dönemi depresyonunda önemli etkenler anne-babalar ve bakım koşulları ile ilişkilendirilmektedir. Depresif belirtiler de yaşa ve gelişim süreçlerine bağlı olarak değişim göstermektedir.”

DİL, ZEKA VE SOSYAL GELİŞİME DİKKAT!

Bebeklik döneminde görülen depresyonun genellikle yeterli duygusal destek eksikliğiyle ilgili olduğunu belirten Ertaş, “Fizyolojik ihtiyaçların karşılanması dışında bebeklerin korunduklarını, sevildiklerini ve güvende olduklarını hissetmeye ihtiyaçları vardır. Bu dönemde depresyon belirtileri çocuğun dil, zekâ ve sosyal gelişiminde yavaşlama ve gecikmelerdir. Gelişim gecikmelerine iştah, uyku sorunları, sık ve aşırı ağlama ile huzursuzluğun da eşlik ettiği görülür.” dedi.

2-7 yaşları arasını kapsayan ilk çocukluk evresinde çocuğun dış dünyaya karşı duyarlılığının ve farkındalığının artıyor. Bu çocukluk evresinde pek çok alanda temel gelişimin tamamladığını söyleyen Ertaş, şöyle devam etti: “Bu dönemde ailenin önemi devam etmekle birlikte, sosyal ilişkiler, kendini diğerleri arasında ortaya koyma, gelişen becerilerini sergileme de bu yaş dönemi çocuklarının önemli sınavları arasındadır. Ayrıca bu yaşlarda çocuk dünyasında yaşanan değişimlerin veya sorunların da daha çok farkına varmaya başlamıştır.”

1201.jpg

“YETİŞKİN DEPRESYONLARINDAN FARKLI BELİRTİLER GÖZLENMEKTEDİR”

Hande Sinirlioğlu Ertaş, bu dönemlerde çocukların artık annesi veya babasını birbirleri ile olan ilişkilerine karşı oldukça hassas olduğunu belirterek, “Bu dönemin çocukları problem çözme veya duygularını yetişkin düzeyinde ifade etme becerisini henüz geliştirmektedirler. Bu nedenle çocukluk döneminde yaşanan depresyonlarda, yetişkin depresyonlarından farklı belirtiler gözlenmektedir” dedi.

ALT ISLATMA VE PARMAK EMME ALIŞKANLIKLARI ORTAYA ÇIKABİLİR

Hande Sinirlioğlu Ertaş, çocukların, mutsuzluklarını belirgin bir şekilde ortaya koyabileceği gibi saldırgan davranışlar, kuralları reddetme, kendine ve diğerlerine zarar verme gibi davranış bozuklukları da gösterebileceğini belirtti. Ertaş: “İştahta ve uykuda bozulma olabileceği gibi çocuklar bu dönemde kazanmış oldukları becerileri kaybedebilir. Çocuklarda alt ıslatma, parmak emme, konuşma sorunları, öğrenme sorunları, aileden ayrılma kaygıları gibi davranış bozulmaları da gözlenebilir” ifadelerini kullandı.

OKULA UYUM PROBLEMLERİ YAŞAYABİLİR

Ertaş, 7 yaş sonrası görülen depresyon ilk çocukluk dönemine benzer görüntüleri karşımıza çıkardığını ifade etti. “Bu dönem çocuklarının temel sorunları; sosyal ilişkiler, akademik alan ve kurallı okul ortamına uyumdur” diyen Ertaş, “Bu yaş döneminde çocuklar duygularını daha iyi ifade edebilme becerisi geliştirmiş olmakla birlikte davranım bozuklukları halen depresyon habercisi olabilmektedir” sözlerini kullandı.

“YERİNE ARKADAŞLARINA KARŞI SALDIRGAN DAVRANIŞLARDA BULUNABİLİR”

Ertaş, bu yaş döneminde okulda uyum sorunu yaşayan bir çocuğun davranışlarını ise şöyle açıkladı: “Arkadaşları arasında daha fazla alay konusu olmamak için evde aileye karşı gelme davranışları geliştirebilir. Ders başarısı düşen bir çocuk, yaşadığı sıkıntıyı ifade etmek yerine arkadaşlarına karşı saldırgan davranışlarda bulunarak kendini ortaya koymaya çalışabilir”

Ertaş, depresyonun bebeklik döneminden başlayarak her yaşta farklı belirtilerle ortaya çıktığını söyleyerek “Bir mutsuzluk ya da dönemsel bir sıkıntıdan farklı olduğunun bilinmesi; uzun süreli veya kişide yoğun etki bırakan tetikleyici durumların beynin kimyasal dengesini bozduğunun farkındalığı depresyona yaklaşım açısından önemlidir. Depresyonun ortaya çıkması veya tedavisi, biyolojik faktörlerle ilişkilidir” dedi.

ANNE BABALARA ÖNERİLER

Çocuklar sorun yaşadığında yaramazlık, şımarıklık, dönemsel mutsuzluk açıklamalarının asıl problemin fark edilmesini geciktirdiğine dikkat çeken Ertaş, anne babalara şu önerilerde bulundu: “Ailelerin çocuklarına karşı duyarlı ve gözlemci olması, yaşanan davranış sorunlarının uzun süreli ve yaşam kalitesini bozucu niteliğini fark etmesi ve uzman desteği alması önemlidir. Davranım sorunları yaşayan çocukla yapılan klinik görüşmelerde durumun biyolojik ve psikolojik yönleri uygun tetkikler ile araştırılacak, gerekli biyolojik ve psikolojik tedavi süreci belirlenerek aile ile işbirliği halinde yürütülmesi sağlanacaktır. Depresyonun bir “hastalık” olduğu, her hastalıkta erken teşhis ve uygun tedavinin nede denli “hayat kurtarıcı” olduğunu unutulmamalıdır.”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim