• BIST 107.400
  • Altın 151,666
  • Dolar 3,6570
  • Euro 4,3022
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

Baykal: Teröristler kahraman oldu

Baykal: Teröristler kahraman oldu
''Teröristler kahraman haline dönüştü...''

Baykal’ın sert açıklamaları sırasında bir gazeteci sordu:
"Başbakan MGK toplantısından sonra 'Bu bir devlet projesi' demişti ne diyorsunuz?"
Baykal’ın cevabı:
"Bu artık kuşkuludur. Biliyorsunuz Başbakan’ın o açıklamasından sonra Genelkurmay kapsamlı bir açıklama (sağdaki resim) yaparak tavrını ortaya koydu. Şimdi teslim olan teröristlerin gördüğü muameleyi biz de görünce Genelkurmay’ın o açıklamayı neden yaptığı anlaşıldı.
En azından ben böyle anlıyorum. Bu bir devlet projesi değildir. Bu bir AKP, DTP ve PKK projesidir."

Baykal’ın bu sözleri, DTP’nin teslim olan teröristlerle yaptığı meydan şovlarının devletin bazı kademelerinde bazı sıkıntılar yarattığı ve bu sıkıntıların Baykal’ın kulağına geldiği şeklinde yorumlandı.

İşte Baykal'ın açıklamasından satırbaşları:

“HUKUK SİSTEMİMİZDE KIRILMA”

Hakimlerin mahkemelerin, savcılarla birlikte sanıkların ayağına taşınmasının bir başka örneği yoktur. Bu tabi amaca ulaşmak için hangi bedellerin ödeneceği konusunda fevkalade aydınlatıcıdır.

 

Türkiye’nin temel hukuk sistemini yok saymayı içine sindirerek bu konuda iktidarın projeyi uygulamakta olduğunu görüyoruz.

 

Hukuk sistemimizdeki bu kırılma çok tartışılacaktır. Adalet Bakanı’nın ve hükümetin bundan sıyrılması mümkün değildir. 138. maddenin içeriği ortadan kaldırılmıştır.

 

Bir adliyenin sanıkların ayağına taşınması, sanıkların helikopterle uçurularak bunların ayağına götürülmesi açık bir müdahaleyi ortaya koymaktadır. Siyaset hayatımız hukuk hayatımız ağır bir darbe yemiştir.

 

Terörist örgütün bir hukuk ihlali içinde olmadığı, şu anda ortaya çıkan tabloyla görülmüştür. PKK’lı olmanın bir suç olmadığı, PKK’lı olunabileceği, hukuk sistemimizin PKK’lı olmayı engelleyici bir yanı olmadığı bu tabloyla görülmüştür.

 

 “HUKUK NEZDİNDE PKK AKLANMIŞTIR”

 

Gelenler pişmanlık için gelmiyorlar, terör örgütünü temsil için geldik diyorlar, mektup getirdik diyorlar, örgütün parçasıyız diyorlar, onlara hiçbir şey yapılmıyor. Örgütün üyesi olmak ve örgütü reddetmemek, Ceza Kanunumuzun 221. maddesine nasıl sığdırılıyor. Bunun anlamı PKK’nın artık bu uygulamaya bakacak olursak, bir suç örgütü olarak anlaşılmadığıdır.

 

Eğer terör örgütü suçsa, temsilcileri olarak buraya gelenlerin suçlu olmasından normal bir şey yoktur.

 

Şimdi orada suç tespit edilmediğine göre ortaya çıkan manzara PKK örgütüne üye olmak suç olmaktan çıkmıştır.

 

Hukuk nezdinde PKK bu operasyonla aklanmıştır. Bu bir acı tablodur. Bu tabi çok tartışılması gereken bir tablo ortaya koyuyor.

 

Bu dönüşüm şaşırtıcı bir dönüşüm değildir, planlanmış olan bir dönüşümdür. Buraya gelenler çok gösterişli bir biçimde, binlerce insanın selamladığı karşıladığı kucakladığı bir buluşma içinde Türkiye’ye girmişlerdir. Bu merasimler, bu sevinç gösterileri, öyle anlaşılıyor ki bazı çevreleri rahatsız etmiştir. Şimdi itidal tavsiye etmişlerdir.

 

“TERÖRİSTLER KAHRAMAN OLMUŞTUR”

 

25 yıl sonra Türkiye’de böyle karşılanmanın, o mücadeleyi vermeleri açısından sevinç doğurucu bir yanının olmayacağını mı düşünüyorsunuz? Bunun bir mutluluk vesilesi olmamasını nasıl düşünüyorsunuz? O mücadeleyi vermiş örgüt, kahraman gibi karşılanarak, hakimler ayağına getirilerek, serbest bir şekilde topluma dönüyor olmalarının, bu mücadelenin yanında 25 yıllık terör mücadelesini verenleri, bir zafer duygusu yaşamadan nasıl yansıtmaları mümkün olabilirdi?

 

O nedenle kimse o sevinç gösterilerini yapanları suçlamasın. Onlar kendileri açısından hak ettikleri düşündükleri bir bayramı yaşamaktadırlar. Önemli olan o sevincin onlara yaşatılmış olmasıdır. O zafer duygusunun verilebilmiş olmasıdır. Siz onlara o zafer duygusunu vereceksiniz ama sevinmeyin diyeceksiniz. Tabi terör örgütünün kuryesi olan kişiler Türkiye sınırları içinde on binlerce insan tarafından selamlanıyorlar. Sanki İstanbul’un milli mücadele sırasında işgaline son veren beyaz at üstünde Refet Paşa’nın İstanbul’a girişi gibi, PKK’lılar lüks cipleriyle sınıra gelip, otobüslerde insanları selamlayarak Türkiye’ye zafer gösterisi yapıyorlar.

 

Başbakan bunu sevinç tablosu diyor ama bu utanç tablosudur. Teröristlerin kahraman haline dönüştükleri bir manzaradır. Bu iktidarın, bu süreci getirdiği aşamada ortaya çıkan tablodur. Teröristler kahraman olmuşlardır.

 

Evlatlarını şehit vermiş olan analar babalar, evlatlarının mücadele ettiği teröristlerin şimdi kahraman haline dönüşmelerini büyük bir acıyla izlemektedirler. Dün bir şehit anasının söylediklerini unutmamız mümkün değildir.

 

25 YILLIK MÜCADELE NEDEN VERİLDİ?

 

Şehit anası diyor ki, “Keşke ben çocuğumu PKK’ya gönderseydim de bugün şehit olacağına bir kahraman gibi Türkiye’ye dönseydi, gelip benim elimi öpseydi”

 

Olay sadece terör örgütü üyelerinin kahraman oluşu değildir, olay Türkiye’nin 25 yıllık terör mücadelesinin sorgulanması olayıdır. Niçin bu mücadele verilmiştir? Bunun anlamı nedir? Bu mücadelenin 25. yılında eğer böyle bir tablo ortaya çıkacaksa, bu mücadeleyi vermiş olanların ne konumda olduğu sorgulanmalıdır. Bakınız Türkiye çok büyük acılar çekti.

 

Dağdan insanların Kandil’den inip sınıra gelmeleri, aynı gün devlet teşkilatının oraya gelişi bu planın icabıdır. Bu planın aslında hükümetin planı olduğuna, İçişleri Bakanı bizim inanmamızı istiyor.

 

Bu planın müşterek oluşturulmuş bir plan oluşu açıktır. Bununa arkasında uluslar arası bir proje vardır. ABD’de hazırlanmış olan o proje doğrultusunda bu eylem planı, bu üçlü arasında müzakere edilmiş ve sahneye konulmuştur. Peki bu eylem planının içinde, PKK’lıların PKK’lı olarak, örgüt temsilcisi olarak, şanla şerefle Türkiye’ye gelmeleri vardır, o şekilde kabul edilmeleri, serbest bırakılmaları vardır. Hukukun icabı olarak değil, projenin gereği olarak. Onlar arasında müzakere edilmiş olarak. PKK’lıların PKK’lı olarak Türkiye’ye gelmeleri ve ceza kanunumuzun hâkimlerimizin onları serbest bırakılmaları ön görülmüştür.

 

Buraya kimlikleriyle gelmişler. Bizim adliyemiz onları suç olarak kabul etmemiş, bu suç değil demiş. Hukuk sistemimiz çökmüş. Siz terör örgütü üyesini, kurye olarak gelmiş insanı suçlu saymazsanız, terör örgütünün sempatizanını nasıl suçlu olarak kabul edersiniz?

 

Toplumun değer yargıları, toplumumuzun temel siyasi ahlaki ilkeleri derinden sarsılmıştır. O proje nedir? O proje buraya gelen PKK’lıların Diyarbakır Valisi'ne teslim ettikleri projedir. O proje çok açık bir biçimde bizim anayasal düzenimizin değiştirilmesini, ulusal bütünlüğümüzün ortadan kaldırılmasını, etnik bir parçalanmanın gerçekleştirilmesini ve devletin bizzat kendi olanaklarıyla bu parçalanmaya katkı verecek şekilde eğitim politikasını değiştirmesini ve yeni Kürdistan coğrafyasının artık kabul edilmesini ön görmektedir. Bu mesaj Türkiye’ye taşınmış ve devlet temsilcileri tarafından alınmıştır.

 

Geldiğimiz aşamada şu ana kadar yaşananlar Türkiye’yi derinden sarsmıştır. Ulusal kimliğimizi tahrip etmiştir ve terör örgütünü meşrulaştırmıştır. Kürt kökenli, terörle hiçbir ilgisi olmayan, bu devletin parçası olarak yaşamaktan mutluluk duyan milyonlarca insanın önüne, devlet kendi eliyle bu terör örgütünü, sizin muhatabınız bu diye koymuştur.

  

Sayın Başbakan Deniz Baykal’ın, olağanüstü değerli görüşlerini çok önemli saydığından mı bizimle buluşmak mı istiyordu, yoksa bizimle bir araya gelmiş olmayı, bu süreç başlamadan önce, dağdan insanlar zafer kazanmış gibi gelmeden önce, devlet bu gelişe teslim olmadan önce, kapalı kapılar arkasında Deniz Baykal’la, buluşmayı istiyordu?

 

SÜREÇ NEDEN GİZLİ YÜRÜTÜLDÜ? 

 

Çok açıktır ki, Başbakan için önemli taşıyan, bunun arkasında toplum var, CHP Ana Muhalefet Partisi, onunla da konuştuk, onunla da biliyor. Ne söyledi? Hepsini yapmadık, dinledik, bir istişare var, bu izlenimi vermek istediği değil mi?

 

Öyle anlaşılıyor ki Başbakan’ın takvimi bizimle bu konuyu birlikte çözmesine yetmedi ve 70 milyonun da günü geldiğinde öğrenebileceği bir görüşmeyi yapmayı göze alamadı. Çünkü o görüşmede bütün bunlarla ilgili görüşleri kendilerine söyleyecektik.

 

Bu süreç niçin gizli yürütülmüştür, bu son tabloyla ortaya çıkmıştır. Niçin televizyonun kayda alacağı bir görüşmeyi yapamamıştır? Biz niçin haklı çıktık? Bu görüntülerle haklı çıktık.

 

Bu da yaşanan bu tabloyla açığa çıkmıştır. Başbakan neyi hazmettirdi? Şu ana kadar neyi hazmettirdi? PKK suç örgütü sayılmayabilir, bu bir başlangıç. Hukuken suç olmayabilir. Türk adliyesinin kararıyla, ceza kanunun açık suç saydığı olayları, suç değilmiş gibi sayılmasını başarabildi.

 

O terör örgütünün arkasında 30 tane ölü var, katledilmiş insan var. ABD’nin suç örgütü diye suç örgütü diye kabul ettiği, AB’nin suç örgütü diye kabul ettiği, bütün dünyanın suç örgütü kabul ettiği, o örgütün üyesi olduğunu söyleyerek Türkiye’ye adım atan birisinin aklanmış olması, işte hazmettirilmek istenen ilk noktadır. Türk hukukun onuru zedelenmiştir. Sadece ayağa götürülen savcılarımızın değil.

 

DÜRÜST İNSANLAR SAVCI KARŞISINA ÇIKAMIYOR AMA...

 

Türkiye’deki namuslu dürüst insanların mesela Mehmet Haberal’ın, Mustafa Balbay’ın, aylarca neyle suçlandıklarını bile bilmeden, savcının karşısına çıkma şerefini nasıl elde olacağını bilemeden, Türk hukukunun, 40 bin kişinin katlinin sorumlusu terör örgütünün liderinden liderinden mektup getirmiş temsilcilerinin, Türk adliyesi tarafından aklandığına tanık olmak kolay bir şey değildir. Şimdi bunu hazmettiriyorlar bize.

 

“ÖN GÖRÜLEN PROJE UYGULANIYOR”


Bu gerçekten derin bir kırılmadır. Tarih ve kültür kırılmasıdır. Başbakan’ın bu konularda gerilim içinde olması bu gelişmelerle yakından ilgilidir.

ABD’deki uluslar arası kuruluşların çalışmalarıyla biz bu bağlantıyı kurmuştuk. Orada ön görülen her şey uygulanmaktadır. O zaman başbakan bu namussuzluktur diye kükremişti. Tablo ortada, hiçbir şey söylemeye gerek yok.  PKK’yla temas kurulmasını ön gören bu tahliye biçiminin, bir kısmının Türkiye’ye getirilmesini ön gören ve bir süre sonra gelecek olan kültür dil ayrıştırmasını Türkiye’nin ulusal bütünlüğünün parçalanmasını ön gören model işte o modeldir. Şimdi o uygulanıyor, çok açıktır. Başbakan’ın sözleri bunu kapatmaya yetmiyor.

“TÜRKİYE’Yİ KURTARMAMIZ GEREKMEKTEDİR”


Televizyonların önünde konuşalım dediğimiz zaman bu ahlaksızlıktır demişti. Bunun talep edilmesi ahlaksızlık ama 70 milyonun aldatılarak, anlattığım olayların yaşanması ahlakın bir ifadesi. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün mü? Bu tablo Türkiye’yi çok ciddi şekilde tahrip etmiştir.

Bu süreç Türkiye’nin temel değerlerini inkar eden bir süreç olarak işlemektedir. Bu sürece karşı milletçe el ele vermemiz ve bu sürecin tahribatından Türkiye’yi kurtarmamız gerekmektedir. Tabi bu kadar vahim bir manzaranın bir millete karşı nasıl uygulanabildiğini sormak gerekir? 

Nasıl oluyor da bu millete bu kadar karşı bir politika nasıl bu kadar kolay uygulanabiliyor?


“MEDYAYA SUSTURUCU TAKILMIŞTIR”


Bir süreden beri medyamız sanki bu ülkenin medyası değil gibi çıkmaktadır. Bizim medyamızın muhatabı milletimizdir, milletimizin değerleridir. Ne dışarıdaki güç odakları ne içerideki iktidar, bu milletin gerçek değerlerinin Türk medyasına yansımasını engellememelidir. Türk medyasına susturucu takılmış, millete yönelik cinayet işletilmektedir.

Bütün bu tezgahlar sadece bugün ortaya çıkmış değildir. Terörle mücadelede 6. madde çok tartışılmıştı.

2004 yılında bir yasa getirilmişti terörle mücadele yasası. CHP Öcalan’ın tahliyesine yönelik bir hukuk mekanizması ortaya çıkarmıştık. Yok yok demişlerdi, ancak sonra değiştirmek zorunda kalmışlardı. O bakımdan şaşırtıcı sayılmaması gerekir diye düşünüyorum.


Daha dün havan topları atıldı, askerlerimiz yaralandı. Bu mücadelenin içinde yer almış insanların, hukuk buna elverişli olmadığı halde, Türkiye’ye gelip hukukun aciz kaldığı bir durumda bulunması, herhangi bir hukuki nitelendirmeyle izah edilemez. Af da kendine göre hukuki zemini olan bir süreçtir. Ama burada öyle bir şey yok. Yasaların ön gördüğü bir tablo yok. Ama Türkiye üzerindeki hegemonyalarını o kadar fütursuzca kullanıyorlar ki yasal tablo uygun olmadığı halde verdikleri söz doğrultusunda istedikleri amaca hizmet edebilecek kararları alabiliyorlar. 

Türkiye’de bir trafik ihlalinin kameralarda tespiti bile haftalar sürerken, 25 yıllık bir terör mücadelesinin temsilcileri hızla serbest bırakılıyor ve ortalığa dökülüyor. Bunu anlamak mümkün değil. Af çıkarıyor olmanın mahcubiyetinden kurtulmaya çalışıyorlar fakat hukuku adliyeyi katlediyorlar. Af terörle mücadelede bir yöntem değildir. af terörle mücadele bittikten sonra düşünebilinecek bir şeydir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • En İyi Şerit Let Çeşitleri04 Ekim 2017 Çarşamba 17:19
  • Uzman Property In İstanbul Danışmanlık Hizmetleri01 Ekim 2017 Pazar 18:11
  • İşinizi Dijitale Taşıyın29 Eylül 2017 Cuma 19:31
  • Cinsellik Konusunda Aradıklarınız Burada27 Eylül 2017 Çarşamba 17:49
  • İnstagramla Büyümeye Başla23 Eylül 2017 Cumartesi 14:10
  • EN ŞIK VE MODERN ELBİSE MODELLERİ MODANİSA’DA!22 Eylül 2017 Cuma 03:04
  • Kıbrıs Otelleri ile Her Anı Yaşatan Tatil20 Eylül 2017 Çarşamba 15:41
  • ‘’Ben Arfa’yı Al Demesi Kolay’’18 Eylül 2017 Pazartesi 17:46
  • 480 GÜN SONRA SÜPER LİG’DE!18 Eylül 2017 Pazartesi 17:46
  • Alanyaspor Fernandes’i Renklerine Bağladı18 Eylül 2017 Pazartesi 17:45
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1998 Şişli Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 213 32 05 | Haber Scripti: CM Bilişim